İz İki Aylık Fotoğraf Dergisi Sayı:44 Yıl:8 Mart – Nisan 2013 Kitap İndir

İz İki Aylık Fotoğraf Dergisi Sayı:44 Yıl:8 Mart – Nisan 2013
8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla, 44. sayımızda altı kadın fotoğrafçıyı konuk ediyoruz.
İlk olarak 1935’ten 1985’e kadar Beyoğlu’ndaki Foto Galatasaray adlı stüdyosunda kesintisiz olarak fotoğrafçılık yapan Maryam Şahinyan’ın (1911, Sivas – 1996, İstanbul) kareleri var. Şahinyan’ın arşivini gün yüzüne çıkartan Tayfun Serttaş’a İz dergisiyle paylaşımı için teşekkür ediyoruz. (Yazı: Tayfun Serttaş)
VII Photo’dan Stephanie Sinclair, hâlâ dünyanın gündeminde olan “çocuk gelin”ler sorununa Afganistan üzerinden dikkat çekiyor. (Yazı: Bedia Ceylan Güzelce)
“Türkiye’nin ilk kadın savaş foto muhabiri” Semiha Es, ağırlıklı olarak Kore savaşında çektiği fotoğraflarıyla katılıyor bu özel sayımıza. Semiha Es’in arşivini teslim ettiği Özgün Levent’e de katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz. (Yazı: Özgün Levent)
Dünyanın en bilinen ikonik yüzlerinden Marilyn Monroe’yu Magnum Photos’tan Eve Arnold’un kareleriyle bir kez daha belleğimize işliyoruz. (Yazı: Nerih Akoğul)
Nadire Günday’ın Maraş’tan Soma’ya, Urfa’dan İzmir’e iki yıl boyunca dolaşarak “ışıkla boyama” tekniğiyle gerçekleştirdiği çalışmasında Anadolu insanının sıcaklığı var. (Yazı: Nurduran Duman)
Son olarak bir kadın politikacı var. Magnum Photos’tan Marilyn Silverstone, Hindistan’ın başbakanlarından İndira Gandhi’nin yaşamından bir kesit sunuyor. (Yazı: Haydar Ergülen)

İz İki Aylık Fotoğraf Dergisi Sayı:49 Ocak – Şubat 2014 Kitap İndir

İz İki Aylık Fotoğraf Dergisi Sayı:49 Ocak – Şubat 2014
Yeniden “Merhaba” Diyeceğimiz Güne Kadar; “Hoşçakalın”…

Hafızalarımıza kazınmış her fotoğraf, çekilmiş yüzlerce, belki binlerce kareden damıtılmış, zamanı sonsuzlaştıran, ‘an’ı zamansızlaştıran, bizi hem geriye, hem de ileriye baktıran; ezcümle “iz” bırakan bir bellek arşividir.

Geriye dönüp bakınca, yalnız bu coğrafyanın değil, giderek sevimliliğini kaybeden, ondan bahsederken endişelere gark olduğumuz yeşil, sevimli gezegenimizin de insanlık hallerine tanıklık etmiş, her biri birbirinden değerli bir “insanlık arşivi” biriktirmişiz.

“İz” dergisinden; bir kelaynaktan söz ediyorum. Nesli tükenen bir zevkin, bu zevke gönül vermiş, bu sanatı var etmiş maceraperestlerin en iyilerini küçük penceresinden zevk sahibi okurlarıyla buluşturan son kalelerden birinden söz ediyorum.

Savaşları birlikte lanetledik, emeğin savaşını bir balıkçı teknesinde, ya da yeryüzünün en dibine girip karalara batarak yaşam savaşı veren madencilerin gözümüzün içine baktığı ana birlikte tanık olduk…
Vizörler şahidimiz; ne göçler gördük, ne doğumlar, ne başkaldırılar, ne büyük yenilgiler geçti göz ucumuzdan, en parlak ışıklarına kapıldık ışığı kendinden menkul yıldızların… bir gülümseme düştü kimi kez payımıza, yüreğimize dokunan bir gülümseme, yahut içimize işleyen bir özlemi paylaştık siyah beyazın derinliğinde…

Ustalar ustası Ara Güler’in Genel Yayın Yönetmeni olduğu bir foto-röportaj dergisi bu. Bu kadarı yetmez miydi? Dünyanın şapka çıkardığı bu büyük fotoğrafçının/foto muhabirinin “İz”inden gittik;
bize miras kalan tüm parasal zorluklara direnerek…
elimizden geleni cebimizden çıkana ekledik, biraz daha dayandık, biraz daha… Trenin takitikitrak’ları giderek yavaşladı… Sonunda, harç bitti, yapı paydos…

Ne yazık, “şimdilik” sonuna geldik.

Bir lira zam yaptık, reklam alalım diye büyük büyük firmaların kapılarını tık-tık’ladık. Hem hamalı olduk dergimizin, hem çobanı. Bu vahşi, acımasız ve ahde vefa duygusunun sonuncusunu, az evvel oniki taksitle vermiş çağın kalın derili gündelikliğinde, “İz” de, iki tarafa açtı yapraklarını, yapraklarını kanat yaptı, kanadı kuşa imrendi, havalandı, yükseldi, uçtu gitti…

İz’in bu sayısını, derginin babası, direği Ara Güler’in tarife hacet hissettirmeyen siyah-beyaz İstanbul’una ayırdık. En “özel” sayımız, dünyanın en büyük fotoğraf ustasına ayrılsın ki, kaybettiğimiz kalenin boşluğunu daha çok hissedelim.

Sonda söyleyeceğinizi başta söylerseniz kavga çıkmazmış derler. Bizim kavgamız ilk fırsatını bulduğumuzda virgülün konduğu yerden devam edecek.

Yani, yeniden “Merhaba” diyeceğimiz güne kadar; “Hoşçakalın”…

Gölnur Cengiz

İz İki Aylık Fotoğraf Dergisi Sayı:48 Yıl:8 Kasım – Aralık 2013 Kitap İndir

İz İki Aylık Fotoğraf Dergisi Sayı:48 Yıl:8 Kasım – Aralık 2013
Kariyerinin ilk dönemlerinden başlayarak çeşitli uluslararası sivil toplum örgütleriyle dünyanın kanayan bölgelerinde çalışmalar yürüten Belçikalı fotoğrafçı Gaël Turine’yle başlıyoruz 48. sayımıza. Turine, bu kez Hindistan’ın Bangladeş sınırına göçü önlemek üzere çektiği “Utancın Tel Örgüsü”ne çeviriyor objektifini. Agence Vu üyesi olan Turine’in fotoğrafları, uluslararası pek çok yayında ve önemli fotoğraf dergilerinde yayımlanıyor.

Yine Agence Vu’dan Belçikalı fotoğrafçı Cédric Gerbehaye, günlük yaşamın sıradan ayrıntılarına ve insan portrelerine odaklanan çalışmasıyla konuk oluyor İz’e.
Bekir Ormancı, Hindistan’ın Agra şehri yakınlarındaki bir kasabada geleneksel koşullarda üretim yapan cam işçilerinin günlük yaşamlarından bir kesit sunuyor.

20 Nisan 2011 tarihinde görev yaptığı Libya’nın Misrata kentinde bir çatışma sırasında vurularak henüz 40 yaşında yaşamını yitiren Magnum Photos üyesi İngiliz foto muhabiri Tim Hetherington’ın yine Afrika’nın “karışık” ülkelerinden Liberya’da çektiği kareler var sırada. Eylül 2007’de Afganistan’da Vanity Fair için çektiği (sığınakta yorgun düşmüş Amerikan askerini gösteren) fotoğrafıyla “2007 Dünya Basın Fotoğrafı Ödülü”nü alan Tim Hetherington’ı saygıyla anıyoruz.

Son olarak Ercan Arslan’ın Türkiye’nin “doğal gerçek”lerinden deprem ile bizi bir kez daha yüzleştiren fotoğrafları var. Arslan, 1999 Adapazarı-Gölcük-Yalova, 2003 Bingöl ve 2011 Van depremlerinden sonra yaşananların görsel bir özetini sunuyor.
Bu sayımızla birlikte 8. yılımızı tamamlıyoruz. Bütün okurlarımıza teşekkür ediyor ve yeni yıllarını şimdiden kutluyoruz. Güzel anlarınız daim olsun.

İz İki Aylık Fotoğraf Dergisi Sayı:46 Yıl:8 Temmuz – Ağustos 2013 Kitap İndir

İz İki Aylık Fotoğraf Dergisi Sayı:46 Yıl:8 Temmuz – Ağustos 2013
22 Mayıs 2013 günü 94 yaşında yaşama veda eden Magnum Photos’un efsane isimlerinden ABD’li Wayne Miller’ın kareleriyle başlıyoruz 46. sayımıza. Miller’a göre, “İyi bir fotoğrafa giden yol iyi hayal gücünden geçer”. II. Dünya Savaşı’nın son anlarında, 6 Ağustos 1945 günü ABD’nin Japonya’nın Hiroşima kentine atom bombası atmasından bir ay sonra, Miller oradaydı. İlk anda yaklaşık 140 bin insanın ölümüne, yüzbinlerce insanın yaralanmasına ve sakat kalmasına neden olan, insanlar ve doğa üzerindeki olumsuz etkileri on yıllar boyunca devam eden ABD patentli “Küçük Oğlan”ın neden olduğu katliam, insanın insan tarafından toplu olarak imhasının en somut örneği olarak tarihteki yerini koruyor. İşte Miller’ın 8 Eylül günü Hiroşima’da çektiği kareler, bu insanlık ayıbının yakın sonuçlarını belgeliyor.
(Yazı: Haydar Ergülen)

Dünyaca ünlü Brezilyalı belgesel fotoğrafçısı Sebastião Salgado’nun “Genesis” [Yaratılış/Doğuş] albümünden bir seçkiyle devam ediyoruz. 245 fotoğrafın yer aldığı ve geçtiğimiz Nisan ayında Taschen tarafından yayımlanan albüm, her biri içinde bir sürü ana eko-sistem barındıran geniş bölgeleri temsil eden beş ana bölümden oluşuyor. “Modern insanın uzun –ve çoğu zaman yıkıcı– kolundan kurtulabilmiş kara ve deniz manzaralarını, hayvanları ve ilkel toplulukları arayıp bulmak” üzere 2004-2011 yılları arasında yerkürenin uzak köşelerine 32 yolculuk yapan Salgado, “Bu çalışma benim yolculuğumun kaydıdır, dünyanın heybetinin ve kırılganlığının görsel şiiridir. Fakat aynı zamanda kaybetme riskini aldığımız her şey için bir uyarı olmasını da umuyorum” diyor.

Mayıs ayının son günlerinde, barındırdığı ağaçların “resmen” yok edilerek yerine “bir yapı” dikilmesini engellemek için başlatılan ve dalga dalga Türkiye’ye, hatta dünyaya yayılan “Taksim Gezi Parkı direnişi” kendine özgü pek çok özelliğiyle toplumsal mücadeleler tarihindeki yerini aldı bile. Yaklaşık bir ay süren ve milyonlarca kişinin dahil olduğu gösteriler sırasında –cep telefonlarıyla çekilenleri de katarsak– milyonlarca fotoğraf çekildiğini söylemek hiç de abartı olmaz. Görsel belgelemenin bu kadar yoğun olduğu eylemlere İz dergisi olarak kayıtsız kalmamız mümkün değildi. 2012 yılında bir grup sosyal belgeselci fotomuhabiri tarafından İstanbul’da kurulan Agence LeJournal kolektifinin Gezi direnişi sürecinde çektiği fotoğraflardan derlediğimiz seçkiye yer veriyoruz bu sayımızda.
(Yazı: Kemal Gökhan Gürses)

Dünyanın bugünü ve geleceği için yetkişkinlerin kaygıları hızla artarken, Panos Pictures’tan Chris de Bode, dünyanın çeşitli yerlerindeki çocuklarla konuştu ve onlara gelecekleri için hayallerinin neler olduğunu sordu. Karelerine çocukların hayallerini sığdırmayı başaran Hollandalı fotoğrafçının projesi “Büyüdüğümde” adını taşıyor.
(Yazı: Pelin Özer)

Özellikle “Sanat İnsanları” ve “Çizgili Fotoğraflar” serileriyle yakından tanınan karikatürist Necati Abacı’yı (1958-2004) ölümünün 9. yılında “Çizgi ile Fotoğraf Arasında” adlı serisiyle anıyoruz. Karikatür geleneğine olan derin saygısıyla fotoğrafa olan sevgisi arasında, çizgiler üzerinden oluşturduğu köprü aracılığıyla hepimizi güvenle karşıya geçiren Necati Abacı, kendine özgü mizah anlayışıyla sevenlerinin gönlünde taht kurmayı bilmişti. Abacı’nın aynı adla 8 Haziran’da Fotografevi’nde açılan sergisi, 31 Temmuz’a kadar görülebilir.
(Yazı: Merih Akoğul)

İz İki Aylık Fotoğraf Dergisi Sayı:43 Yıl:8 Ocak-Şubat 2013 Kitap İndir

İz İki Aylık Fotoğraf Dergisi Sayı:43 Yıl:8 Ocak-Şubat 2013
8. yılımızın ilk sayısına Magnum Photos üyesi David Hurn’ün müzik tarihinin efsane grubu The Beatles kareleriyle başlıyoruz. İngiliz grubun ilk 45’likleri “Love Me Do”yu (1962) ve ilk albümleri “Please Please Me”yi (Mart 1963) çıkarmalarının 50. yılı dolayısıyla hazırladığımız seçkiye Merih Akoğul’un kişisel tarihinden yola çıkarak kaleme aldığı “Bizim çocuklar” başlıklı yazısı eşlik ediyor.
VII Photo’dan Joachim Ladefoged, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin denetiminde 2001 yılında kurulan Kenya’daki Kakuma Mülteci Kampı’nda kalan 66 bin göçmenin yaşamlarına odaklıyor objektifini. Haydar Ergülen, “Kara Yazı” başlıklı şiirsel yazısında Afrika’yı şöyle tarif ediyor: “Her şey toprağın oluyor yeryüzünde, topraksızların ülkesi ise gökyüzü. Afrika’nın hızlı koşması ondan, yerin değil göğün adımlarıyla koşuyor, sonsuzluk olmak için zıplıyor.”
Magnum Photos’un Belçikalı üyesi Carl De Keyzer’in sessizlik ile sonsuzluğu buluşturan kareleriyle İrlanda’dan Romanya’ya, İtalya’dan Hollanda’ya Avrupa’nın kıyılarında bir gezintiye çıkıyoruz. Pelin Özer “Görünmez Olmadan Kaybolan” başlıklı yazısında, “Bakış, yeryüzünü çekip uzatır, kimselere sezdirmeden yüzölçümleriyle dalgasını geçer,” diyor.
Bu kez Panos Pictures’tan Christian Als’la uzun bir dünya turundayız: İsrail, Filistin, Kenya, Haiti, Kongo DC, Çin, Hindistan… 2006 ve sonrasına tarihlenen fotoğrafları, T. Ali Selen, “Als’ın fotoğraf genetiği” başlıklı yazısında, “sihirli ve çok katmanlı görüntüler” olarak tanımlıyor.
Nejat Türkmen’in uzun yıllardır üzerinde çalıştığı projesi “Duvarın Diyalektiği”nden bir seçki var sırada. Duvarların üzerine aktarılan duygu ve düşüncelerin izlerini fotoğraflarında bir araya getiren Türkmen’in projesi 31 Ocak’a kadar C.A.M Galeri’nin İstanbul Akaretler’deki salonunda sergileniyor. İsmail Zeki Hancı’nın duvarların dilini görsel olarak çözümlemeye giriştiği yazısının başlığı, “Duvarlar bize ne söyler?”
New York’taki Yossi Milo Gallery’nin Arjantinli fotoğrafçısı Alejandro Chaskielberg, Parana Nehri Deltası’ndaki halkın yaşamını özgün bir bakış ve farklı bir estetikle kurguladığı “The High Tide” serisinde ücra olanın peşine düşüyor. Güneş Karakurt, “Orada, bir yerde…” başlıklı yazısında, sanatçının belge fotoğrafını bir üst katmana başarıyla taşıdığının altını çiziyor.
Kuşadası’nda yaşayan Oğuz Nusret Bilik’in siyah-beyaz fotoğraflarıyla Türkiye’nin batı coğrafyasının sokaklarında dolaşıyoruz. Merih Akoğul, “Sokakta olmak” başlıklı yazısında, “Belge fotoğrafının o kaçınılmaz trajik yüzünün aksine, Bilik’in fotoğraflarına bakarken kendinizi tebessüm emekten alamıyorsunuz,” diyerek Bilik’in sokağın diline olan hakimiyetini vurguluyor.
Fotoğraf Dergisi Yayın Yönetmeni Ömer Serkan Bakır’ın 2005 ve 2006 yıllarında Kuzey ve Orta Pakistan’da çektiği fotoğraflarla bitiriyoruz. “İnsan ve kumaş” adını verdiği yazısında Ahmet Tulgar kendine has üslubuyla Pakistan’ı kumaş üzerinden tanımlarken, “Ne zaman Pakistan fotoğraflarına baksam, o tekinsiz sokaklar, o sıcak ve o sağanağın ortasında hemen kumaş, kumaşlar dikkatimi çeker,” diyor.

İz İki Aylık Fotoğraf Dergisi Sayı:1 Yıl:2 Ocak-Şubat 2007 Kitap İndir

İz İki Aylık Fotoğraf Dergisi Sayı:1 Yıl:2 Ocak-Şubat 2007
Merhaba,
Bu sayımızda sizleri “flütlü çocuğun” peşine takılarak dünyanın değişik coğrafyalarından yükselen sesleri dinlemeye çağırıyoruz. 

İlk sayfalarımızda sizi Werner Bischof fotografları karşılıyor. Bischof, “sessiz ve sakin” fotograflarıyla bize bir şeyler fısıldıyor. Werner Bischof ile yaptığımız sessiz dünya turunun ardından Sebastião Salgado ile futbol sahası büyüklüğünde bir alanda çamur ve hayaller içinde elli binden fazla adamın yüreklerinden yankılanan seslere kulak veriyoruz. Salgado, Serra Pelada madenlerindeki bu adamların nasıl “altın hayalinin kölesi” olduklarını gösteriyor. Salgado’nun fotograflarına baktığımızda an geliyor kendimizi Mısır piramitlerinin inşaasında bulabiliyoruz. 

İZ’in sayfalarında yaptığımız yolculuğumuzda bildik bir yerde mola veriyor ve 1970’lerin İstanbul’una bir göz atıyoruz. Sabit Kalfagil bize Haliç ve çevresindeki günlük yaşamın akışını aktarıyor. 

Uzaklardaki medeniyetlere yaptığımız yolculuğa devam ediyor ve Kanjo Také’nin dijital dünyasına konuk oluyoruz. Yüzyıllar öncesinden bugüne gelmiş Japon çizgi sanatı Manga’yı fotograflarında canlandıran Také, yarattığı Manga kızları ile Şanghay ve onun gibi yapay olarak üretilen şehirlerin sınırlarını aşarak, kültürünün izlerini dijital ortamı kullanarak yarınlara taşıyor. 

Také’nin ardından, zamanın karşı konulmaz değiştirme gücüne direnerek ayakta kalan önemli yapıtları gökyüzünden seyrediyoruz. Georg Gerster, uzun yıllardır bu yapıtları fotoğraflayarak bu medeniyetlerin izlerini bize yansıtıyor. 

Son olarak tanıklık yapacağımız şey, kimimizin bildiği ama görmediği, kimimizin de çocukluk anılarının önemli bir bölümünü oluşturan panayırlar. Kurulduğu kasabaların ya da şehirlerin olağan akışını bozan, ticaret ile eğlencenin böylesine güzel bir şekilde yanyana geldiği panayırlara Yusuf Darıyerli’nin gözünden bakacağız.

“Sessiz” ama bir o kadar da “çok sesli” bir İZ hazırlamaya çalıştık, aynı zamanda bu sayımızda sunumlarımızda da bazı farklılıklar karşılayacak sizleri. Derginin bir ara elinizde yan döndüğünü fark edeceksiniz ya da dergi sayfalarının uzadığını. Kimbilir belki Serra Pelada’daki madencilerin yollarını kısaltabilmiş ya da Manga kızlarının sınırlarını genişletebilmişizdir.

İz İki Aylık Fotoğraf Dergisi Sayı:45 Yıl:8 Mayıs – Haziran 2013 Kitap İndir

İz İki Aylık Fotoğraf Dergisi Sayı:45 Yıl:8 Mayıs – Haziran 2013
Uluslararası birçok ödülün sahibi ABD’li fotoğrafçı Ami Vitale’in Keşmir serisiyle başlıyoruz 45. sayımıza. Dünyanın pek çok ülkesini gezerek fotoğraflayan Vitale, bir fotomuhabiri olarak Himalayalardaki Keşmir bölgesinden etkilenerek, Kasım 2001’de Keşmir’in şiirine dalmış ve bırakamamış. Vitale, bu serisinde dünyanın kanayan bölgelerinden biri olan Keşmir’in çelişkiler içinde biçimlenen ve değişen halkını anlatıyor.

Türk fotoğrafının büyük ustalarından İsa Çelik’in 55. sanat yılını, farklı zaman ve mekanlarda çektiği fotoğraflardan derlediğimiz bir seçkiyle kutluyoruz. Merih Akoğul’un, ustanın sanatı hakkında yazdığı “Gönül gözüyle” başlıklı makalesindeki deyişiyle, “Onun fotoğraf makinesi ile yazdığı şiirleri dinmek bilmeyen bir ilgi ve merakla izlemekteyiz.”

Tom Hussey’in özel bir ilaç firması için alzheimer hastalığına karşı farkındalığı artırmak üzere gerçekleştirdiği “Yansımalar” başlıklı reklam kampanyası, fotoğrafçılığa yeni başladığı dönemde hazırladığı bir projeden kaynaklanmış. Uluslararası alanda pek çok ödül kazanmış olan ABD’li fotoğrafçının yaşlı-genç ikilemine odaklandığı bu kampanyası büyük yankı uyandırmış.
“Moskova İnsanları”, Ahmet Sel’in 1990’ların sonlarında gerçekleştirdiği bir çalışma. Sel, fotoğraflarında, “Yalancı Moskova’nın gizli yüzü, gelip geçerken fark etmediğimiz iç mekânlarının ve oralarda yaşayanların öyküleri”ni anlatıyor.
1961 yılında Magnum Photos’a üye olan Japon fotoğrafçı

Hiroji Kubota’nın 1979-1985 yılları arasında Çin’in farklı bölgelerinde çektiği kareler, kadim ve zengin bir kültürün izlerini bugüne taşıyor. Fotoğraflara Can Kartoğlu’nun “Büyülü Doğum” başlıklı şiirsel yazısı eşlik ediyor.
AFSAD üyesi İmren Doğan Pınar’ın “Satılık Özgürlük” adını verdiği çalışması, profesyonelleşen güvercin pazarlarını konu ediniyor. “Satılık bir özgürlüğün, mezat alanlarındaki tutkulu öyküsünü” aktarıyor projesinde İmren Doğan Pınar.
“An”lık sevinçlerinizin bütün ilkbahara yayılması dileklerimizle…