Mühür İki Aylık Şiir ve Edebiyat Dergisi Yıl:9 Sayı:64 Mayıs-Haziran 2016 Kitap İndir

Mühür İki Aylık Şiir ve Edebiyat Dergisi Yıl:9 Sayı:64 Mayıs-Haziran 2016
Şair, elindeki kelimelerle hep en güzeli ortaya koymaya çalışan büyük işçi. Bunu yaparken kendini kaybedebilir. Kaybettiğinde yokluk içinde varlığı yaşamaya hazırdır. Bu onun için bir onurdur. Kendini çoğaltmaktansa yazmamayı yeğleyen kişidir şair. Çünkü Asaf’ın da dediği gibi şiir bunu affetmez. Kalbi ile dili onun en vazgeçilmez aracıdır. Orada samimiyeti vardır çünkü. Orada kalbinden akan teri vardır. Emek ile yoğurduğu şiiri bir ayrıcalık olarak görülmelidir. Kendisinin anlam kazandığı tek ülke belki de sığındığı sayfalarda yazdığı o dizeler içinde yükselen. Ne çok şey hak ediyor şair onca sıkıntının içinde, buhranın içinde… Şairin isteği ne? Bunu sormak lazım belki de? Şair ne ister? İlerleyen sayılarda bunu bir dosya konusu yapmak arzusundayım. Günümüz şairinin sıkıntılarını gözler önüne sermek açısından bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Hangi şaire ses versek bir memnun olmama hâli var.
 
Şiir, sözcüklerin dinidir diyordu Mallarme. Çocukluğumuzun içinde seyir ettiği bir büyük yolda şiir için kabaran yürekleri hep önemsedim. 100. doğum gününde şiirimizin büyük şairlerinden Behçet Necatigil’i unutmuyoruz. Onun yaptığı çalışmaları, ortaya koyduğu büyük haritayı… İyi ki bu dünyaya böyle kalbi umman bir şair gelmiş ve selamlamış okurunu. İyi ki var olmuş iyi ki bizleri yazdığı şiirlerle onurlandırmış. Necatigil, ‘bazen bir şair, tek bir şiirle, bir başka şairin yüzlerce şiirini yok eder’ derken şiire ve şaire inancını nasıl da vurgulamıştır.
 
Yaza doğru eğiliyoruz. Yaz geldiği zaman biliyoruz ki şairler de yazarlar da kendi içlerine kapanıyorlar. Edebiyat dünyası bir sessizliğe; ama tatlı bir sessizliğe kapanıyor. Dingin bir müzik gibi. İçimizi dinlendiren tatlı bir müzik. Bu sayımızda, 2000 Kuşağı şairleri içinde yer alan Emel İrtem’i konuk ediyoruz. Dosyamıza daha önce de duyurduğumuz gibi bir erkek bir kadın şair silsilesiyle devam ediyoruz. İrtem, şiirimizin gerçekten de en büyük kazançlarından. Onunla söyleşen Betül Dünder’e verdiği yanıtlara dikkat ediniz derim. Dosyada yer alan yazılar ayrıca önemli.
 
Bu sayımızda sizi sarsacak şiirlerin ve yazıların tadını tekrar ve tekrardan okuyarak çıkaracaksınız.
 
Sizi, Behçet Necatigil’in bir şiiriyle baş başa bırakarak derginin sayfalarına çağırıyorum. İyi okumalar…
 
ŞAİRLER
 
Ne gördükse iyi kötü
Ömür biter biz hâlâ
Söyleriz.
 
Ne varsa şu dünyada
Türlü görüntüler
Gelsek de sonuna
Söyleriz.
 
Bazen boş günler
Geçer birden dolunca
Söyleriz.
 
Ne biter
Ne kalır geçmiş kitaplarda
Ölümden sonra da
Söyleriz.

Mühür İki Aylık Şiir ve Edebiyat Dergisi Yıl:9 Sayı:66 Eylül-Ekim 2016 Kitap İndir

Mühür İki Aylık Şiir ve Edebiyat Dergisi Yıl:9 Sayı:66 Eylül-Ekim 2016
2000 Kuşağı’nın önemli şair ve yazarlarından Eren Aysan ile ilgili hazır edilen dosyada çok önemli isimler yazılarını kaleme aldılar. Dosya editörlüğünü Betül Dünder’in yaptığı dosyada Dünder’in Eren Aysan ile gerçekleştirdiği uzun soluklu söyleşinin yanında Şeref Bilsel, Şükrü Erbaş, Cihan Oğuz, Hülya Soyşekerci, Ayten Mutlu, Tuncer Yığcı, Alaz Erdost yazdılar.
Bu sayıda birbirinden güzel şiirleriyle yer alan şairlerimiz arasında Ahmet Telli, Veysel Çolak, V.B.Bayrıl, İsmail Cem Doğru, Gökhan Arslan, Mehmet Sadık Kırımlı, Sema Enci gibi birçok şairin dışında Ali Günvar’ın harikulade bir de çevirisi yer alıyor.
Dergide yeni çıkan kimi kitaplar üzerinden yapılan yeni söyleşiler ve şiire dair yazıları altını çizerek okuyacaksınız. Öyküler ve denemeler… Bâki Ayhan T.’nin Not Alınız’ları, Ahmet Yıldız’ın Edebiyat ve Eleştiri köşeleri kaçırmayacağınızdan eminiz. İyi okumalar…

Mühür İki Aylık Şiir ve Edebiyat Dergisi Yıl:9 Sayı:53 Temmuz-Ağustos 2014 Kitap İndir

Mühür İki Aylık Şiir ve Edebiyat Dergisi Yıl:9 Sayı:53 Temmuz-Ağustos 2014
“Ağzına sağlık”. Bu cümleyi ne kadar da çok severiz. Ağızlarda sağlığın, ağız içi ve diş sağlığından ziyade dil ile ilgili olanını çok sevdim ben. Sağlık, esenlik halkımızın yüzyıllardır kullandığı sözcükler. Biz dileyince gerçekleşiyor gibi. Söylenenin, iki dudak arasından dökülenin beğenilmesi. Halbuki, dilimiz bizim en büyük evimiz. Belki çok odalı değil. Belki dünyada en çok konuşulan bir dil de değil. Bunda sorun da yok. Bizim dilimizin zenginliği ve bizlere kattıkları önemli burada. Bir dilin zenginliğini en çok şairler ve yazarlar zengin kılar. Buradan hareketle son dönemde dilimde dönüp duran şu dizeleri sizlerle paylaşmak isterim. Acıyla:
“Önce kim-“önce sen”
Dirilen bir işçi olmalıyım. Öyle olmalıyım ta eskiden
(Ağlayarak) anlamalıydım olmalıyım anlayarak
İşçi türemedi hiç bir şey türemedi
bezirgan ölü tükendi köle ölü bitti
bir yazı sağdan sola kıvrılarak eğilip
bükülerek bir şekil almalıydı
önce kim—“önce o”
dirilen bir işçi olmalıydı”

Böyle diyordu Cahit Zarifoğlu şiirinde. Geride bıraktığımız zaman diliminde yaşarken, toprağın kaç kat altında öte dünyaya gitti kömüre el atan işçilerimiz. Kömür, bir ömre bedel oldu belki; ama aslında hayatta kalanlara da büyük bir ders de oldu. İbretlik, ihmâl ve canların gidişi… Bütün bu ihmalde hatası olanların hak ettiği cezayı alacağını umarak, orada çok yakınlarını kaybeden ailelere sabır diliyoruz yeniden. Ölenlerin toprağı gür, ışığı bol olsun.

Ama ile başlayan cümlelerden kaçar oldum kaç zamandır. Hangi cümle “ama” ile başlasa, bir bölünmüşlük, bir o taraf ve bir bu taraf resmi beliriyor gözlerimin önümde. Oysa ağrıyan yanımız sol köşemiz. Evet kalbimizin üstü.

Yazın sessizliği de düştü edebiyat dünyasına. Hazır ettiğimiz bu sayı ile birazcık olsun sessizliği kaldıracağımızı düşünüyoruz. Özellikle beğenerek okuyacağınızdan eminiz. Osman Hakan A.’nın yazısını, öyküleri ve birbirinden iyi şiirleri; son dönemin başarılı genç şairlerinden Fatih Akça ile yapılan söyleşiyi seveceksiniz. Sözü fazla yormayacağım. Tatil dönüşü yine bir arşivlik sayı olacak Eylül-Ekim sayısında buluşmak dileği ile…

Metin Altıok’un şiirinde geçen: “bir yarım umuttur elimizde kalan, göğüslemek için karanlık yarınları” dizeyle bağlayalım bu sayıyı…

İyi okumalar…