Nihayet Dergisi Sayı:32 Ağustos 2017 Kitap İndir

Nihayet Dergisi Sayı:32 Ağustos 2017
“Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?”
İsmet Özel’in “Akla Karşı Tezler” şiirinden bir dize, aynı zamanda Şükrü Erbaş’ın bir şiirinin başlığı. “Niçin öldürmeliyiz” bahsinden “nasıl öldürmeliyiz” aşamasına geçerken köy ve köylü değişiyor. Ne yazık ki bu değişimi gözlemleyebilecek aygıtlar, yöntemler, mecralar oluşturamadığımızı görüyoruz.
Yine de köylü, farkında olduğu bu gerçeği, kendisini şehirleştirerek göğüslemeye çalışıyor.
Her ne kadar köy çalışmaları teorik düzlemde ülkemizde konuşulan konulardan olmasa da sizin için önemli yazı, söyleş ve alan çalışmasını bir araya getirdik.
Dosya dışında yine çarpıcı kişisel deneyimleri, önemli kitapları, yurt dışı ve içinden çarpıcı portreleri ele aldığımız, bizim her birini büyük bir zevkle hazırladığımız bölümler de yer alıyor.
 
Nihayet Dergi için yazdılar:
İsmail Coşkun,Kaçmaktan vurmayı düşünemiyoruz”
Köksal Alver, Yerli yerinde bir köy
Şinasi Öztürk, Türkiye’de Değişen Çiftçilik
Asım Öz, Akif ile Bloch arasında
Emel Topcu, Parasız, faizsiz, alkolsüz ekolojik köyler
Nurullah Koltaş, İngiltere’de bir İslami köy ütopyası
Kemal Özer, Köylü üretiyor mu, ürettiğini yiyebiliyor mu?
Hüsrev Hatemi, Mustafa Çiftçi, Mesut Bostan, “Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?” şiiri üzerine görüş
Beyza Karakaya, Köyün sosyal medyada yeniden doğuşu
Münire Daniş, Yakın ama hep uzak: köy
Süveyda Aktürk, Köyü yaşamaktan köyde yaşamaya bir köyün değişimi
Betül Şatır, Yörük Nezaketi
Betül Yeşil Çelik, Çeşme başında selfi, traktörde canlı yayın
Beyza Karakaya, Bir sahne olarak köy, bir performans olarak köylülük
 
Ayrıca;
Ömer Lekesiz, fotoğrafla ruhumuza dokunacak bir köşede sesleniyor: Ol’an!
Ömer Faruk Yeni, Ramazan’da Londra’da itikafa girdiği bir kilise camiden izlenimlerini yazdı.
Sinema ve dizi bölümünde Aybala Hilal Yüksel, Snijeg (Kar) filmini, Sadık Şanlı ise The Making of the MOB: New York dizisini ele aldı.
Müzik bölümünde Sema Babuşçu, Aşık Veysel’i ağırlıyor.
Zeliha Eliaçık, Annemarie Schimmel’in daha önce çevrilmemiş hatıratından yola çıkarak bize bir ömrün serencamını açıyor.
Abdullah Uğur, eski bir dünyanın esintilerini bize taşımaya devam edecek: Antiqui Orbis’te sürprizlere hazır olun!
Türkiye’den ve dünyadan kitaplarla zenginleşen kitap köşesi Hece Afrika Özel sayısını da konuk ediyor: Biz de Whatsapp’tan sorduk!
Ercan Yılmaz, Dağların garibi: geven
Kübra Demir, Babaanem diyor ki yazılarına devam ediyor.
Ve Mustafa Özel çağı romanlarla okumaya devam ediyor: Agop’un Delik Lirası
 

Anayurttan Anadolu’ya İşaret Taşları Kitap İndir

Anayurttan Anadolu’ya İşaret Taşları
Türk yurtlarının ruh dünyasını aydınlatan kutlu kaynaktan birkaç rengi yansıtmak niyetimle yola çıkıyorum.
Bu yol boyunca konaklayacağımız her bir ribatta, dergâhta, hankâhda, bir nebze soluklanarak -İnşaallah- “güzel bir yürüyüş“ eyleyeceğiz…
Yesi’den, Buhara’dan, Semerkand’dan, Kaşgar’dan güzel kokular taşıyan esintiler getirmeye çalışacağız takatimiz yettiğince…
Haddimiz olmadığını bile bile Hoca Ahmed Yesevî’den, Sultan Sencer’den, Necmüddin Kübra’dan, Şeyh Şamil’den bahsedeceğiz.

Nihayet Dergisi Sayı:33 Eylül 2017 Kitap İndir

Nihayet Dergisi Sayı:33 Eylül 2017
Nihayet, Eylül sayısında alternatif eğitim konusunu ve bitmeyen tutkumuz kırtasiyeyi mercek altına alıyor!
 
Hababam Sınıfı çok mu haksızdı?
Okullarımızı daha cazip, daha yaşanılır, daha etkili, daha yaratıcı kılmanın yolları üzerinde düşünmeliyiz. Ülkemizde bunun üzerine düşünen bir avuç kadar insan var. Dünyadaysa, alternatif okullar, başka okullar, yeni mecralar ve yordamlar üzerine düşünmenin, Rousseau ve Tolstoy’u listenin başlarına eklersek, bir asırdan daha fazla geriye giden bir tarihi var.
Tabloya bakarak, “Yeni okullar hayal etmeliyiz.” dedik ve alternatif eğitim üzerine bir dosya hazırladık.
Alternatif eğitim dosyası dışında, dergimizde bir de kırtasiye aşkını ama özellikle dolma kalem, mürekkep, defter tutkusunu ele aldığımız bir dosyamız var. Yazmaya candan bir selam olan bu dosyayı, dergimiz okurlarının seveceğini tahmin ediyoruz.
Dosyalarımız dışında, hepsi birbirinden kıymetli, bizi ayrı ayrı heyecanlandıran yazılar, söyleşiler ve çizgilerle karşınızdayız.
 
Nihayet Dergi için yazdılar:
Akif Pamuk, “Bir meslek sahibi olmak mıdır mevzu?”
Ahmet Murat, Hababam Sınıfı niçin haklıydı?
Beyza Karakaya, Dünyayı okullulaştırmak: Beyaz adamın son yükü
Emel Topçu, Eğitimde en yeni adım: Okulsuz eğitim
Nuray Türkyılmaz Catic, Bir annenin ev okulu deneyimleri: Okulsuzluk özlemi
Sümeyye Ceylan, “Bir insanın başka bir insana bir şey öğretebileceğine inanmıyorum”
Ümit Aksoy, Alternatif eğitim için sayıklamalar
Ümmühan Karabulut, Anne ve ev kıskacında çocuk
Bazı Patikalar, İslâm Dalp
 
Kırtasiye Aşkına! dediğimiz küçük dosyamızda ise;
İbrahim Tenekeci, Dert söyletir kalem yazdırır.
Ahmet Turan Köksal, Kırtaşkiye.
Oruç Gazi Kutluer, “Türkiye’de dolma kalem yapmak bir hayaldi!”
İlker Şahin, Kâğıda kaleme sarılmak
 
Ayrıca Kültür Atlası’nda;
Bu aydan itibaren Cemile Ağaç’ın çizimlerinin eşlik ettiği bir köşemiz olacak: 100 Türk büyüğü.
Kemal Sayar, bu sayı ile birlikte terapi öykülerine başlıyor: Tereddüt.
Ömer Lekesiz, fotoğrafların hikâyeleriyle başladığı yolculuğa devam ediyor: Ol’an.
Shems Friedlander, bu yıl konuşmacı olarak davet edildiği İngiltere’deki Bradfort Edebiyat Festivali’nden Nihayet için izlenimlerini kaleme aldı.
Zeynep Özel, İranlı kadın yazar Gazâle-i Alizâde’nin bilinmeyen dünyasıyla tanıştırıyor bizi.
Zeliha Eliaçık, 44 dil bilen, Kur’an’ı şiirsel bir üslupta çeviren bir Alman dehayı tanıştırıyor: Friedrich Rückert.
Sinema ve dizi bölümünde Aybala Hilal Yüksel, Your Name (Senin Adın) filmini ve filmekimi’nde öne çıkanları Sadık Şanlı ise Will dizisini ele aldı. Ayrıca son bir sürpriz daha: Titiz ve sessiz bir Litvanyalı yönetmen Sharunas Bartas’la yapılmış kısa bir söyleşi.
Abdullah Uğur, eski bir dünyanın esintilerini bize taşımaya devam ediyor: Antiqui Orbis’te sürprizlere hazır olun!
İngiltere’nin modern meddahları diye adlandırdığı Khayaal Theatre’ı Beyza Karakaya yazdı.
Türkiye’den ve dünyadan kitaplarla zenginleşen kitap köşesi yayıncıları ve okurlarını arıyor!
Kübra Demir, Babaannem diyor ki yazılarına devam ediyor.
Ve Mustafa Özel çağı romanlarla okumaya devam ediyor: Çocuklaş ki, insan ol!