Teorik Bakış 4 Aylık Toplumbilim Dergisi Sayı:9 Kasım 2017 Kitap İndir

Teorik Bakış 4 Aylık Toplumbilim Dergisi Sayı:9 Kasım 2017
Teorik Bakış 9: Spinoza

Bugün, yani 21. yüzyılda Spinoza nasıl okunacaktır? Değişmekte olan bir dünyanın politikasında,
avam bir söylemin yol aldığı ortamda, dengelerin sağlamlıklarını kaybettikleri bir dönemde “Spinoza bize ne verebilecektir?” sorusu bana kalırsa hâlâ önemini korumaktadır. Spinoza dışlanmıştı, afaroz edilmişti, kendi Yahudi cemaatinden kovulmuştu; üstünden çıkarmadığı paltosundaki bıçak deliği onun kendisine yapılanı ve bazı insanların onu sevmediğini hatırlatıyordu ve adeta yaşadığı hayatın içinde sürgün edilmişti; yine de Spinoza neşesini kaybetmek istemiyordu. Ruhu sağlamdı ve doğaya dönük bir şekilde yaşamayı başarmaktaydı. Kendinden sonra gelen büyük yazarları ve düşünürleri bu kadar etkileyen Spinoza’dan Goethe, Schleiermacher, Jacobi gibi isimler bir “Aziz” bile çıkarmışlardır:
“Aziz Benedictus” veya hatta “Aziz Baruch.”
 
Ali Akay
 

Teorik Bakış 4 Aylık Toplumbilim Dergisi Sayı:7 Şubat 2016 Kitap İndir

Teorik Bakış 4 Aylık Toplumbilim Dergisi Sayı:7 Şubat 2016
Ortadoğu’da Şiddet ve Karşı Şiddet (Ali Akay), Şiddete Giriş (Engin Sustam), Ortadoğu’da Şiddeti Okumak ve Yeni İktidar Mühendisliği (Hamit Bozarslan), Ortadoğu ve Şiddet Üzerine (Abbas Vali), Irak ve Levant İslam Devletlerinde Arap Baharları (Didier Gazagnadou), Suriye Olaylarının Şiddeti ve Zamansallığı (Matthieu Rey), Devrimci Bir Pratik Olarak Rojava’da Özsavunma ve Devletsizliğin İnşası (Nazan Üstündağ), Ortadoğu’da Şiddetin Totaliter Halleri ve Mesihçi Şiddetin Güncelliği (Engin Sustam), Endişeli Ankara’nın Sınır İdaresi (1930-1939) ve Suriye Savaşı’nın Ateşinde Bir Özyönetim Denemesi: Rojava Kürdistanı (Seda Altuğ), Gerilla: Silahlı Mücadele ve Sembolik Güç (M. Sharifi Dryaz), Ortadoğu: Kimlik, Şiddet ve Siyaset (Barış Başaran)

Teorik Bakış 4 Aylık Toplumbilim Dergisi Sayı:3 Ocak 2014 Kitap İndir

Teorik Bakış 4 Aylık Toplumbilim Dergisi Sayı:3 Ocak 2014
Michel Foucault’nun ölümünden bugüne 30 yıl geçti.

Foucault yaşadığı dönemin baskın birçok anlayışını yerle bir etmişti. Bugün eğer o dönemde Fransa’da çalışan bir grup düşünürün açtığı yeni bir paradigma öne çıkmaktaysa, bunun yaratıcılarından biri de şüphesiz Foucault’dur. Teorik olarak başlayan mücadele daha sonra siyasal alana yansıdı: 1960-70’li yıllardaki olaylar, düşünürleri yenilikçi ve yaratıcı düşünmeye itti. Eğitimden teoriye, siyasal pratiklerden hukuki alana sanatsal bir paradigma yaratıldı. Bu, hem sosyal bilimleri hem de sanatları değiştirmeye başladı. Alanlar arasında kesişimler ortaya çıktı. Edebiyat, şiir, plastik sanatlar, hukuk, siyaset teorisi, devlete bakış, iktidarın öznellik ve bilgi ile ilişkilendirilmesi dahil olmak üzere, her şeye başka türlü bakılmaya başlandı. Fenomenoloji, Hermenötik, Hegelci Marksizm, yani diyalektik düşünceyle hesaplaşmaya girildiğinde mücadelenin hedefi de belirdi: Platoncu ve Neo-Platoncu aşkınlık düşüncesi.
Foucault, bu düşüncenin başlangıç noktalarından birindeydi.
Varoluş ve varlık hayata aitti ve bütün varolanlar heterojen çoğulluklardı artık. Hepimiz birer sürüydük, Guattari’nin sıklıkla vurguladığı gibi: özneleşme süreçleri ve özne birbirinden ayrılmışlardı.
Her şeye başka türlü bakma zamanı, kapısını Foucault ile araladı: İçinden geçmek bizlere kaldı.

Ali Akay

Teorik Bakış 4 Aylık Toplumbilim Dergisi Sayı:6 Ocak 2015 Kitap İndir

Teorik Bakış 4 Aylık Toplumbilim Dergisi Sayı:6 Ocak 2015
Ulus Baker, Dolaylı Eylem’de 1975 yılından itibaren, siyasi alanın Aydınlanmacı düşüncenin ötesinde,
“İslami köktencilik veya eski milliyetçi hınçların uyanışı” tarafından belirlendiğini yazmıştı. Buna göre “eski Aydınlanmacı” retorik olgusal olarak iflas etmiştir. Ulus Baker, 1783 yılında “Aydınlanma Nedir?” sorusunu öne süren Kant’a uzak değildir. Bundan tam iki yüz yıl sonra Foucault da dikkatimizi aynı noktaya çekmişti: Ona göre, hâlâ “Şu an ne bilebilirim?”, “Şu an ne yapabilirim?” ve “Şu an ne umabilirim?” sorularını soran Kant’ın üç eleştirisi geçerlidir. Bu anlamda, Ulus Baker de Kant’ın hakkını verecektir: Foucault’ya atıfla söylediği gibi, “Eğer Kant’ın ‘eleştirel felsefesi’ sözünü ciddiye alacaksak”, kurumların birbirlerini taklit ederek, birbirlerinden ilham alarak ortaya bir diyagram çıkardıkları gerçeğini de ciddiye almalıyız. Bu ifade, bizi bir bakıma teori ve pratik arasındaki ilişkiye de bağlar. Ulus Baker pratik olana yönelik teorik okumalar yapan bir araştırmacı-düşünürdü. Teorik veya sezgisel bilgi olmadan kurumların pratik ithalinin olamayacağına yönelik analizi, bugün de geçerlidir.

Ali Akay

Bu, Osmanlı modernleşmesi sırasında ve sonrasında bu coğrafyada yaşamayı hâlâ sürdürdüğümüz temel sorunlar arasındadır: Kurumlar ithal edilmektedir ama mantıkları, yani Kantçı deyişle şemaları, yani nasıl üretildiklerinin bilgisi ve sezgisi ithal edilmeden; kurumlar ithal edilmektedir ancak içkin eleştirilerinden haberdar bile değiliz. Söz ile fiziki dünya arasındaki mesafenin bu denli açılması kurumların çok ‘’kolaycı’’ bir kabulünün yanısıra, onlara yönelik eleştirilerin de zorlaşmasına yol açabilir.

Ulus Baker

(Siyasal Alanın Oluşumu Üzerine Bir Deneme, On Yıl Sonrası İçin Önsöz’den)

Teorik Bakış 4 Aylık Toplumbilim Dergisi Sayı:4 Mayıs 2014 Kitap İndir

Teorik Bakış 4 Aylık Toplumbilim Dergisi Sayı:4 Mayıs 2014
Foucault’nun yazdığı gibi, veba ile başlayan dışlama, delilikle devam etmekteydi. Bu (Kartezyen) ayırma işlemi, sonraki dönemlerde toplumsal, kültürel farklara veya kimlikler arasındaki, geri kalmış ve ilerlemiş arasındaki farklara yaslanmaya devam etti. Sömürgecilik ve karşı-sömürgecilik, temerküz kampları, anti-Semitizm, ırkçılık, Apartheid. Hepsi bu ikili ayrımların devamı gibi durmakta. Her şeyi Descartes’a yüklemek doğru değil elbette. Ama topluma ait sayılmayanları veya “patolojik” güçleri kapatılmaya götüren hapishaneler, kamplar, mültecilere ve göçmenlere yönelik ırkçılık, bütün bunlar, ikili karşıtlıkların tarihi modifikasyonunları gibi gözükmekte.
“Beraber yürünen yollar” üzerinden kurulan ayrımcılık da.
Ali Akay