Kuran Kitap İndir

Kuran
Tanınmış biliminsanı Bruce Lawrence, bu kısa kitapta Kuran neden İslam’dır sorusunu yanıtlıyor. Yedinci yüzyıl Arabistanı’nda inancın köklerini tarif ediyor ve Kuran’ın neden inananları tarafından ezberlenip okunması gerektiğini anlatıyor. Aynı zamanda, Kettonlu keşiş Robert’tan şair-filozof Muhammed İkbal’e kadar Kuran’dan kuşkulananlarla Kuran yorumcularını tartışıyor ve bunların günümüz toplum ve siyasetindeki etkilerini değerlendiriyor. Tüm bunların üzerindeyse, Lawrence, Kuran’ın mesajı tek olmayan bir kutsal kitap olduğunu vurgulayarak yorum gereksindiğini ve tarih bağlamına yerleştirilmeden gereğince anlaşılamayacağını savunuyor.
Sorunların gittikçe arttığı günümüzde Lawrence’ın Kuran’a dair çalışması, dünyanın en ünlü ve en az anlaşılmış kitaplarından biri üzerine, güzel yazılmış ve yetke sahibi bir kitap olarak karşımıza çıkıyor.

Küresel Siyasi İslam Kitap İndir

Küresel Siyasi İslam
Yeni İslamcılığın yükselişi sadece Türkiye’ye has bir olgu değildir ve bu yükseliş, iki kutuplu dünyanın çözülüşünden sonra kimlik siyasetlerinin ön plana çıktığı düşünülürse şaşırtıcı da görünmüyor. Nitekim dünya çapında geniş bir coğrafyaya yayılmış ve Batı ülkeleri de dâhil olmak üzere pek çok ülkede sosyal ve siyasi etkileri olan İslam, son 20-25 yıldır, 1.5 milyarı aşkın Müslüman’ın kimliğini belirleyen en önemli etkendir. Bununla beraber İslamcılığın son yıllardaki değişimi, farklı kollara ayrışması göz önüne alındığında tek bir İslam anlayışından söz etmek de mümkün değildir. Bu farklılaşmalar, ülkeler tek tek ele alındığında oldukça fazla olmakla birlikte küresel olarak iki İslami yaklaşım dünya çapında etkili olmaktadır: Eski İslamcılık ve yeni İslamcılık. Burada şaşırtıcı olan nokta ise yeni İslamcılığın Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerdense Batı ülkelerinde ortaya çıkıp gelişmesidir…

Yeni İslamcılığın ortaya çıkışını ve gelişimini; eski İslamcılıktan farklılaştığı noktaları; Türkiye dâhil çeşitli Müslüman ülkelerdeki politik yaşama katkısını; siyasi ve sosyal alandaki küresel etkilerini; dışarıdan (aynı zamanda yeni İslamcılığın Batı’da geliştiği düşünülürse biraz da içeriden) bir bakış ile ele alan bu kitap, dünya siyasetini anlamak ve anlamlandırmak için önemli bir kaynaktır.

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika Kitap İndir

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika
Bu kitap, tarihin önemli olduğunu iddia eder. Orta Asyalıların, İslam’la ilişkileri, İslam’ın onlar için ne anlama geldiği; sadece, yetmiş yıllık Sovyet iktidarı göz önünde bulundurularak dahi anlaşılabilir. Bu yıllar, İslam’ın, Orta Asya’daki uzun tarihine kıyasla çok kısa bir süre teşkil etse de toplumda ve kültürde, Sovyet Dönemi çok büyük dönüşümlere sebep olmuştur. Dahası bu dönüşüm, Orta Asya’yı, geri kalan Müslüman dünyadan ayıran bir kalıba sokmuştur. Sovyet Döneminde her çeşit İslami ifade sürekli saldırıya uğramıştır. İslami bilgiyi aktarma yolları yok edilmese de zarar görmüştür. İslam’ın fiziksel işaretleri olan camiler ve ilahiyat okulları ortadan kaldırılmıştır. Sovyet Dönemi ayrıca, Orta Asyalılar arasında güçlü, laik, etnik-milliyetçi kimliklerin oluşmasına ve bu tür kimliklere sıkıca bağlı yeni politik ve kültürel elitlerin yaratılmasına tanık olmuştur. Bağımsızlık, bu kimliklerin ya da onları şekillendiren elitlerin yok olması anlamına gelmekteydi. 1990’ların büyük çoğunluğunda, naif bir iyimserlik, Batılıları, Orta Asya ülkelerinin diğer eski sosyalist devletler gibi Sovyet otoritesinden daha normal bir şeye, belki de insanların kendileri gibi düşüneceği serbest piyasa demokrasisine dönüşümün içinde olduğuna inandırmıştı. Artık bu ülkelerin gidişatlarının basit terimlerle anlatılamayacağı yeterince açıktır. Halkların ve yöneticilerinin geçmişlerini omuzlarından attıkları düz bir geçişin yerine, Sovyet otoriter rejimini, ortaya çıktıkları neo-liberal görüşlerle birleştiren “sosyalizm sonrası” toplum ve politika biçimleriyle karşı karşıyayız. Eski dünya anlayışları yok olmakla birlikte, ilginç biçimlerde şekillendirilmektedir. Orta Asya’da hâlâ Sovyetlerin kültür ve kimlik anlayışı hâkimdir. Bu yüzden, bölgenin günümüz politikasını ve İslam’ın bu konudaki rolünü, Sovyet Dönemini dikkate almadığımız sürece anlayamayız.

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika Kitap İndir

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika
Bu kitap, tarihin önemli olduğunu iddia eder. Orta Asyalıların, İslam’la ilişkileri, İslam’ın onlar için ne anlama geldiği; sadece, yetmiş yıllık Sovyet iktidarı göz önünde bulundurularak dahi anlaşılabilir. Bu yıllar, İslam’ın, Orta Asya’daki uzun tarihine kıyasla çok kısa bir süre teşkil etse de toplumda ve kültürde, Sovyet Dönemi çok büyük dönüşümlere sebep olmuştur. Dahası bu dönüşüm, Orta Asya’yı, geri kalan Müslüman dünyadan ayıran bir kalıba sokmuştur. Sovyet Döneminde her çeşit İslami ifade sürekli saldırıya uğramıştır. İslami bilgiyi aktarma yolları yok edilmese de zarar görmüştür. İslam’ın fiziksel işaretleri olan camiler ve ilahiyat okulları ortadan kaldırılmıştır. Sovyet Dönemi ayrıca, Orta Asyalılar arasında güçlü, laik, etnik-milliyetçi kimliklerin oluşmasına ve bu tür kimliklere sıkıca bağlı yeni politik ve kültürel elitlerin yaratılmasına tanık olmuştur. Bağımsızlık, bu kimliklerin ya da onları şekillendiren elitlerin yok olması anlamına gelmekteydi. 1990’ların büyük çoğunluğunda, naif bir iyimserlik, Batılıları, Orta Asya ülkelerinin diğer eski sosyalist devletler gibi Sovyet otoritesinden daha normal bir şeye, belki de insanların kendileri gibi düşüneceği serbest piyasa demokrasisine dönüşümün içinde olduğuna inandırmıştı. Artık bu ülkelerin gidişatlarının basit terimlerle anlatılamayacağı yeterince açıktır. Halkların ve yöneticilerinin geçmişlerini omuzlarından attıkları düz bir geçişin yerine, Sovyet otoriter rejimini, ortaya çıktıkları neo-liberal görüşlerle birleştiren “sosyalizm sonrası” toplum ve politika biçimleriyle karşı karşıyayız. Eski dünya anlayışları yok olmakla birlikte, ilginç biçimlerde şekillendirilmektedir. Orta Asya’da hâlâ Sovyetlerin kültür ve kimlik anlayışı hâkimdir. Bu yüzden, bölgenin günümüz politikasını ve İslam’ın bu konudaki rolünü, Sovyet Dönemini dikkate almadığımız sürece anlayamayız.

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika Kitap İndir

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika
Bu kitap, tarihin önemli olduğunu iddia eder. Orta Asyalıların, İslam’la ilişkileri, İslam’ın onlar için ne anlama geldiği; sadece, yetmiş yıllık Sovyet iktidarı göz önünde bulundurularak dahi anlaşılabilir. Bu yıllar, İslam’ın, Orta Asya’daki uzun tarihine kıyasla çok kısa bir süre teşkil etse de toplumda ve kültürde, Sovyet Dönemi çok büyük dönüşümlere sebep olmuştur. Dahası bu dönüşüm, Orta Asya’yı, geri kalan Müslüman dünyadan ayıran bir kalıba sokmuştur. Sovyet Döneminde her çeşit İslami ifade sürekli saldırıya uğramıştır. İslami bilgiyi aktarma yolları yok edilmese de zarar görmüştür. İslam’ın fiziksel işaretleri olan camiler ve ilahiyat okulları ortadan kaldırılmıştır. Sovyet Dönemi ayrıca, Orta Asyalılar arasında güçlü, laik, etnik-milliyetçi kimliklerin oluşmasına ve bu tür kimliklere sıkıca bağlı yeni politik ve kültürel elitlerin yaratılmasına tanık olmuştur. Bağımsızlık, bu kimliklerin ya da onları şekillendiren elitlerin yok olması anlamına gelmekteydi. 1990’ların büyük çoğunluğunda, naif bir iyimserlik, Batılıları, Orta Asya ülkelerinin diğer eski sosyalist devletler gibi Sovyet otoritesinden daha normal bir şeye, belki de insanların kendileri gibi düşüneceği serbest piyasa demokrasisine dönüşümün içinde olduğuna inandırmıştı. Artık bu ülkelerin gidişatlarının basit terimlerle anlatılamayacağı yeterince açıktır. Halkların ve yöneticilerinin geçmişlerini omuzlarından attıkları düz bir geçişin yerine, Sovyet otoriter rejimini, ortaya çıktıkları neo-liberal görüşlerle birleştiren “sosyalizm sonrası” toplum ve politika biçimleriyle karşı karşıyayız. Eski dünya anlayışları yok olmakla birlikte, ilginç biçimlerde şekillendirilmektedir. Orta Asya’da hâlâ Sovyetlerin kültür ve kimlik anlayışı hâkimdir. Bu yüzden, bölgenin günümüz politikasını ve İslam’ın bu konudaki rolünü, Sovyet Dönemini dikkate almadığımız sürece anlayamayız.

Müslüman Hıristiyan İlişkileri Tarihi Kitap İndir

Müslüman Hıristiyan İlişkileri Tarihi
İslâm ve Hıristiyan dünyası arasındaki ilişkilerin, tarih içinde nasıl bir seyir takip ettiğini ele aldığımız bu araştırmamız, iki din ve buna bağlı iki toplumun birbirlerine karşı sergiledikleri tavırları ortaya koymaya yönelik bir çalışmadır.
Konuların daha iyi anlaşılması bakımından bu iki dinin kuruluş ve gelişme safhalarına kısaca temas edilmiştir. Böylece Müslümanlar ile Hıristiyanların inanç sistemlerini ve bu sistemlere bağlı olarak birbirleri ile olan ilişkilerine ışık tutmaya çalışılmıştır.
Zira bu dinlere mensup olan insanların temel akide prensipleri bilinmeden birbirleri ile olan ilişki ve buna bağlı faaliyetleri gereği gibi anlaşılamaz.
Keza Kur’an ve İncil (ana hatlarıyla da olsa) birbirleriyle mukayese edilmelidir. Hatta birer semavî kitap olduklarına ve aynı kaynaktan geldiklerine göre Kur’an ve İncil’in birbirlerinden bahsetmeleri gerekir. Bu sebeple biz de iki semavî kitabın bu konuda verdikleri bilgilere yer vermeyi düşündük. Nitekim tarihî gerçeklere göre sonradan yazılmış olmalarına rağmen yine de kendilerinde ilahî bazı izler taşıyan İncil’lerde, Kur’an, Hz. Muhammed ve İslâmiyet’ten söz edildiğine göre biz de İncil’in bu konudaki bilgilerine işaret etmeyi uygun gördük.
Çalışmamızda her iki kitabın birbirleri ile ilgili verdikleri haberleri ihtiva eden konular ele alındı. Aynı şekilde bu iki dinin, yayılma için gösterdikleri faaliyet ve çabaların da bilinmesi icab ediyordu. Böyle bir bilgi her iki dinin yayılma ve faaliyet metotlarının mahiyeti hakkında bize ışık tutacaktır. Özellikle yayılma için her türlü metodu kullanmaktan çekinmeyen Hıristiyanlığın misyonerlik faaliyetleri hakkında bilgi vermek gerekiyordu.

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika Kitap İndir

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika
Bu kitap, tarihin önemli olduğunu iddia eder. Orta Asyalıların, İslam’la ilişkileri, İslam’ın onlar için ne anlama geldiği; sadece, yetmiş yıllık Sovyet iktidarı göz önünde bulundurularak dahi anlaşılabilir. Bu yıllar, İslam’ın, Orta Asya’daki uzun tarihine kıyasla çok kısa bir süre teşkil etse de toplumda ve kültürde, Sovyet Dönemi çok büyük dönüşümlere sebep olmuştur. Dahası bu dönüşüm, Orta Asya’yı, geri kalan Müslüman dünyadan ayıran bir kalıba sokmuştur. Sovyet Döneminde her çeşit İslami ifade sürekli saldırıya uğramıştır. İslami bilgiyi aktarma yolları yok edilmese de zarar görmüştür. İslam’ın fiziksel işaretleri olan camiler ve ilahiyat okulları ortadan kaldırılmıştır. Sovyet Dönemi ayrıca, Orta Asyalılar arasında güçlü, laik, etnik-milliyetçi kimliklerin oluşmasına ve bu tür kimliklere sıkıca bağlı yeni politik ve kültürel elitlerin yaratılmasına tanık olmuştur. Bağımsızlık, bu kimliklerin ya da onları şekillendiren elitlerin yok olması anlamına gelmekteydi. 1990’ların büyük çoğunluğunda, naif bir iyimserlik, Batılıları, Orta Asya ülkelerinin diğer eski sosyalist devletler gibi Sovyet otoritesinden daha normal bir şeye, belki de insanların kendileri gibi düşüneceği serbest piyasa demokrasisine dönüşümün içinde olduğuna inandırmıştı. Artık bu ülkelerin gidişatlarının basit terimlerle anlatılamayacağı yeterince açıktır. Halkların ve yöneticilerinin geçmişlerini omuzlarından attıkları düz bir geçişin yerine, Sovyet otoriter rejimini, ortaya çıktıkları neo-liberal görüşlerle birleştiren “sosyalizm sonrası” toplum ve politika biçimleriyle karşı karşıyayız. Eski dünya anlayışları yok olmakla birlikte, ilginç biçimlerde şekillendirilmektedir. Orta Asya’da hâlâ Sovyetlerin kültür ve kimlik anlayışı hâkimdir. Bu yüzden, bölgenin günümüz politikasını ve İslam’ın bu konudaki rolünü, Sovyet Dönemini dikkate almadığımız sürece anlayamayız.

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika Kitap İndir

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika
Bu kitap, tarihin önemli olduğunu iddia eder. Orta Asyalıların, İslam’la ilişkileri, İslam’ın onlar için ne anlama geldiği; sadece, yetmiş yıllık Sovyet iktidarı göz önünde bulundurularak dahi anlaşılabilir. Bu yıllar, İslam’ın, Orta Asya’daki uzun tarihine kıyasla çok kısa bir süre teşkil etse de toplumda ve kültürde, Sovyet Dönemi çok büyük dönüşümlere sebep olmuştur. Dahası bu dönüşüm, Orta Asya’yı, geri kalan Müslüman dünyadan ayıran bir kalıba sokmuştur. Sovyet Döneminde her çeşit İslami ifade sürekli saldırıya uğramıştır. İslami bilgiyi aktarma yolları yok edilmese de zarar görmüştür. İslam’ın fiziksel işaretleri olan camiler ve ilahiyat okulları ortadan kaldırılmıştır. Sovyet Dönemi ayrıca, Orta Asyalılar arasında güçlü, laik, etnik-milliyetçi kimliklerin oluşmasına ve bu tür kimliklere sıkıca bağlı yeni politik ve kültürel elitlerin yaratılmasına tanık olmuştur. Bağımsızlık, bu kimliklerin ya da onları şekillendiren elitlerin yok olması anlamına gelmekteydi. 1990’ların büyük çoğunluğunda, naif bir iyimserlik, Batılıları, Orta Asya ülkelerinin diğer eski sosyalist devletler gibi Sovyet otoritesinden daha normal bir şeye, belki de insanların kendileri gibi düşüneceği serbest piyasa demokrasisine dönüşümün içinde olduğuna inandırmıştı. Artık bu ülkelerin gidişatlarının basit terimlerle anlatılamayacağı yeterince açıktır. Halkların ve yöneticilerinin geçmişlerini omuzlarından attıkları düz bir geçişin yerine, Sovyet otoriter rejimini, ortaya çıktıkları neo-liberal görüşlerle birleştiren “sosyalizm sonrası” toplum ve politika biçimleriyle karşı karşıyayız. Eski dünya anlayışları yok olmakla birlikte, ilginç biçimlerde şekillendirilmektedir. Orta Asya’da hâlâ Sovyetlerin kültür ve kimlik anlayışı hâkimdir. Bu yüzden, bölgenin günümüz politikasını ve İslam’ın bu konudaki rolünü, Sovyet Dönemini dikkate almadığımız sürece anlayamayız.

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika Kitap İndir

Komünizmden Sonra İslam & Orta Asya’da Din ve Politika
Bu kitap, tarihin önemli olduğunu iddia eder. Orta Asyalıların, İslam’la ilişkileri, İslam’ın onlar için ne anlama geldiği; sadece, yetmiş yıllık Sovyet iktidarı göz önünde bulundurularak dahi anlaşılabilir. Bu yıllar, İslam’ın, Orta Asya’daki uzun tarihine kıyasla çok kısa bir süre teşkil etse de toplumda ve kültürde, Sovyet Dönemi çok büyük dönüşümlere sebep olmuştur. Dahası bu dönüşüm, Orta Asya’yı, geri kalan Müslüman dünyadan ayıran bir kalıba sokmuştur. Sovyet Döneminde her çeşit İslami ifade sürekli saldırıya uğramıştır. İslami bilgiyi aktarma yolları yok edilmese de zarar görmüştür. İslam’ın fiziksel işaretleri olan camiler ve ilahiyat okulları ortadan kaldırılmıştır. Sovyet Dönemi ayrıca, Orta Asyalılar arasında güçlü, laik, etnik-milliyetçi kimliklerin oluşmasına ve bu tür kimliklere sıkıca bağlı yeni politik ve kültürel elitlerin yaratılmasına tanık olmuştur. Bağımsızlık, bu kimliklerin ya da onları şekillendiren elitlerin yok olması anlamına gelmekteydi. 1990’ların büyük çoğunluğunda, naif bir iyimserlik, Batılıları, Orta Asya ülkelerinin diğer eski sosyalist devletler gibi Sovyet otoritesinden daha normal bir şeye, belki de insanların kendileri gibi düşüneceği serbest piyasa demokrasisine dönüşümün içinde olduğuna inandırmıştı. Artık bu ülkelerin gidişatlarının basit terimlerle anlatılamayacağı yeterince açıktır. Halkların ve yöneticilerinin geçmişlerini omuzlarından attıkları düz bir geçişin yerine, Sovyet otoriter rejimini, ortaya çıktıkları neo-liberal görüşlerle birleştiren “sosyalizm sonrası” toplum ve politika biçimleriyle karşı karşıyayız. Eski dünya anlayışları yok olmakla birlikte, ilginç biçimlerde şekillendirilmektedir. Orta Asya’da hâlâ Sovyetlerin kültür ve kimlik anlayışı hâkimdir. Bu yüzden, bölgenin günümüz politikasını ve İslam’ın bu konudaki rolünü, Sovyet Dönemini dikkate almadığımız sürece anlayamayız.