Şeytanın Genel Tarihi Kitap İndir

Şeytanın Genel Tarihi
Şeytanın En Büyük Hilesi Bizi Var Olmadığına İnandırmasıdır
 
Çağlar boyu farklı kültürlerin kötülüğü nasıl cisimleştirdiklerini aktaran Fransız araştırmacı yazar Gerald Messadié okuru küçük bir dünya turuna davet ediyor: Okyanusya’nın iki anlamlı cinlerinden kötülükten kurtulan Hint’e; şeytanın gerçek doğum yeri İran’dan ilk günahın ortaya çıktığı Mezopotamya’ya; Şeytansız Keltler, Yunanlılar ve Romalılardan Amerika yerlilerine; Afrika’dan Mısır’a; İsrail’in modern şeytanından İslam’ın şeytanına, kötülüğün binbir yüzünü tanıtan bu kitap aynı zamanda bir kültür tarihi olma özelliğini de taşıyor. Baudelaire’in dediği gibi: “Şeytanın en büyük hilesi bizi var olmadığına inandırmasıdır.”

Yezidilik & Tarih ve Metinler – Kürtçe ve Arapça Nüshalar Kitap İndir

Yezidilik & Tarih ve Metinler – Kürtçe ve Arapça Nüshalar
“Yezidi” kelimesi Anadolu toplumuna yabancı olmamasına rağmen herkes tarafından farklı biçimde anlaşılmaktadır. Müslüman ya da bu topluluklara komşu ve az çok İslamiyet’ten etkilenmiş halklar arasında Yezidi kavramı genelde olumsuz bir anlamı çağrıştırır haklarında “Şeytanperest”, “Gavur”, “Kafir”, “Haldi”, “Ali Düşmanları”, “Zındık”, “Saçlı Kürtler”, “Çelebi”, “Sekiz Bıyıklılar” ve hatta “Mum Söndürenler” gibi tarifler kullanılır ve Yezidi kelimesinin birden fazla dilde kaynağının olması da bu karmaşayı arttırır. “Yezidi” kelimesi Anadolu’daki bir Alevi-Bektaşi için ‘kendinden olmayanı’ veya Muhammed Peygamberin torunu Hüseyin’in düşmanları anlaşılır.

Yezidileri tetkik eden Müslüman, gayrimüslim ve pek az da Yezidi bu topluluğa ve inanca dair birbirlerinden farklı sonuçlar elde ettiler. Bu araştırmacıların bir kısmı Yezidiliği Anadolu uygarlığının mirası olarak görürken, diğer kısmı da İslamiyet’in veya Hıristiyanlığın sapkın mezheplerinden biri olarak görmeyi tercih etti ama yine de bu araştırmacılar görüşlerini dayandıracak yeterli kanıtlara sahip değildi. Yezidilere dair sınırlı sayıdakii belgeler arasındaki bilgilerin birbiriyle uyumlu olmaması da araştırmacıları kararsız bırakan diğer bir unsurdur…

Bu çalışmada Yezidilere dair ondan fazla dildeki kaynak incelenip yorumlanarak bu halkın tarihi, toplumsal yapısı ve kutsal metinleri herhangi bir fikrin etkisinde kalınmayarak ve kaynakların taranmasında herhangi bir dil engeliyle karşılaşmadan yeniden yazıldı.

Heybeliada Ruhban Okulu Kitap İndir

Heybeliada Ruhban Okulu
Heybeliada Ruhban Okulu, İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesine bağlı olarak 1844 yılında kurulmuş ve 1971 yılına kadar Ortodoks teolojisi eğitimi vermiş önemli bir okuldur. Kuruluşundan itibaren kendine özgü eğitim ve öğretim anlayışı göstermiş olmasının yanısıra, yazılı ve sözlü Ortodoks geleneğinin korunup geliştirilmesini de üstlenmiştir. Gerilen Türk-Yunan ilişkilerinden nasibini alarak 1971 yılında kapatılan okul, günümüzde her an açılmaya hazır bir şekilde bekletilmektedir. Bu kitap, mezkûr okulun teolojik bakımdan misyonunu, objektif bir gözle ve belgeler ışığında anlatmaya çalışan bir eserdir.

Ekümenik Patrikhane & Tarihi, Siyasi, Dini ve Hukuki Açıdan Kitap İndir

Ekümenik Patrikhane & Tarihi, Siyasi, Dini ve Hukuki Açıdan
6. yüzyılda ekümenik sıfatı, Konstantinopolis Patriği’ne, Roma İmparatorluğu başkentinin episkoposu olduğu için verilmişti. Fethin ardından Fatih Sultan Mehmed, Bizans’tan Osmanlı’ya hiçbir değişime uğramadan devrolan tek meşru kurum olan Büyük Kilise’yi ihdas ederken, söz konusu makamın temsil ettiği evrenselliği siyasetine dahil etme niyetini ilan ediyordu.
Doğu Roma’dan Cumhuriyet dönemine dek kesintisiz süren Patrikhane’nin dinî olduğu kadar siyasi yeri ve anlamı, Cumhuriyetçilerin dini devre dışı bırakan laik siyaset anlayışıyla sona erdi. Lozan Antlaşması’nda Patrikhane’nin ekümenik sıfatı ve bundan kaynaklanan ruhani yetkileri, münakaşa konusu yapılmadıkları ölçüde onaylandı. Ancak Patrik ve Patrikhane, siyaseten yeni ulus-devletin, dinen de laikliği dünyevi din mertebesinde telakki eden pozitivist tasavvurun, tıpkı hilafet gibi “öteki”si oldular.
Lozan ile başlayan bu Patrik ve Patrikhane “takıntısı” günümüzde, İslâm’ın yaygın olduğu Türkiye’de Ortodoks Patrikhanesi’nin dinî sıfatının ne olmaması gerektiği konusunda abes bir tartışma halinde sürüyor. Ekümenik Patrikhane’de yer alan yazılar konunun tarihî, dinî, hukuki ve siyasi boyutlarını ele alırken, bilgi eksikliğini gidermeyi ve bilgi kirliliğini temizlemeyi amaçlıyor.
Alexis Alexandris, Baskın Oran, Cem Sofuoğlu, Cengiz Aktar, Elçin Macar, Emre Öktem, Kürşat Demirci, Panteleimon Rodopoulos, Paraskevas Konortas ve Samim Akgönül’ün makaleleriyle…

Ümmet ve Yahudiler Kitap İndir

Ümmet ve Yahudiler
Bu kitap, tarih boyunca yahudilerin İslam ümmetine yaptıklarını bağlantılar bütünü içinde ele almakta, onların hangi tür entrikalarla ümmetin topraklarını gasbettiklerini özler önüne sermektedir. İslam ümmeti, tüm batıcı laiklerin ve yahudilerin kendi hedeflerine ayarlanmış saatlerini parçalamalıdır ki tarih tevhidi akışına yeniden dönebilsin. Milyarı aşkın toplamıyla İslam dünyasının zaferi, oynanan bütün oyunlar bozulduğu zaman gerçekleşecektir.

1862 Rum Patrikliği Nizamatı Çerçevesinde Fener Rum-Ortodoks Patrikhanesi Kitap İndir

1862 Rum Patrikliği Nizamatı Çerçevesinde Fener Rum-Ortodoks Patrikhanesi
Hıristiyanlık dininin kurumlarından Fener Rum-Ortodoks Patrikhanesi’nin, bir Türk Hukuk Tarihi çalışmasına konu olması, M. 451 Kadıköy konsilinden on asır sonra Osmanlı Devleti’nin egemenliği altına girerek, bu devletin hukuk mevzuatına dahil olmasından kaynaklanmaktadır. 1453’ten 1918’e ulaşan zaman diliminde, Patrikhane’nin hukuki statüsü , Osmanlı Devleti tarafından belirlenmiştir. Ancak kurum, Bizans İmparatorluğu ile beraber ortadan kalkmadığı gibi, Osmanlı İmparatorluğu ile beraber de tarih sahnesinden silinmemiştir. Dünyevi iktidara sahip iki imparatorluk ortadan kalkmış, ama Patrikhane varlığını, aynı şehirde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde devam ettirmektedir. Değişmeyen olgu ise, Patrikhane’nin bünyesinde varlığını sürdürdüğü iki imparatorluğun son dönemlerinde ve günümüz Türkiye’sinde bir takım tartışmaların odağında bulunmasıdır. Bu çalışma söz konusu kurum üzerindeki tartışmayı, belirli bir tarihi dönemdeki hukuki zemine taşımaya gayret sarf etmiş, ancak güncel tartışma ekseninde önemli görülen konular üzerinde fikir beyan etmekten de kaçınmamıştır.

Ekümenik Patrikhane & Tarihi, Siyasi, Dini ve Hukuki Açıdan Kitap İndir

Ekümenik Patrikhane & Tarihi, Siyasi, Dini ve Hukuki Açıdan
6. yüzyılda ekümenik sıfatı, Konstantinopolis Patriği’ne, Roma İmparatorluğu başkentinin episkoposu olduğu için verilmişti. Fethin ardından Fatih Sultan Mehmed, Bizans’tan Osmanlı’ya hiçbir değişime uğramadan devrolan tek meşru kurum olan Büyük Kilise’yi ihdas ederken, söz konusu makamın temsil ettiği evrenselliği siyasetine dahil etme niyetini ilan ediyordu.
Doğu Roma’dan Cumhuriyet dönemine dek kesintisiz süren Patrikhane’nin dinî olduğu kadar siyasi yeri ve anlamı, Cumhuriyetçilerin dini devre dışı bırakan laik siyaset anlayışıyla sona erdi. Lozan Antlaşması’nda Patrikhane’nin ekümenik sıfatı ve bundan kaynaklanan ruhani yetkileri, münakaşa konusu yapılmadıkları ölçüde onaylandı. Ancak Patrik ve Patrikhane, siyaseten yeni ulus-devletin, dinen de laikliği dünyevi din mertebesinde telakki eden pozitivist tasavvurun, tıpkı hilafet gibi “öteki”si oldular.
Lozan ile başlayan bu Patrik ve Patrikhane “takıntısı” günümüzde, İslâm’ın yaygın olduğu Türkiye’de Ortodoks Patrikhanesi’nin dinî sıfatının ne olmaması gerektiği konusunda abes bir tartışma halinde sürüyor. Ekümenik Patrikhane’de yer alan yazılar konunun tarihî, dinî, hukuki ve siyasi boyutlarını ele alırken, bilgi eksikliğini gidermeyi ve bilgi kirliliğini temizlemeyi amaçlıyor.
Alexis Alexandris, Baskın Oran, Cem Sofuoğlu, Cengiz Aktar, Elçin Macar, Emre Öktem, Kürşat Demirci, Panteleimon Rodopoulos, Paraskevas Konortas ve Samim Akgönül’ün makaleleriyle…

Ekümenik Patrikhane & Tarihi, Siyasi, Dini ve Hukuki Açıdan Kitap İndir

Ekümenik Patrikhane & Tarihi, Siyasi, Dini ve Hukuki Açıdan
6. yüzyılda ekümenik sıfatı, Konstantinopolis Patriği’ne, Roma İmparatorluğu başkentinin episkoposu olduğu için verilmişti. Fethin ardından Fatih Sultan Mehmed, Bizans’tan Osmanlı’ya hiçbir değişime uğramadan devrolan tek meşru kurum olan Büyük Kilise’yi ihdas ederken, söz konusu makamın temsil ettiği evrenselliği siyasetine dahil etme niyetini ilan ediyordu.
Doğu Roma’dan Cumhuriyet dönemine dek kesintisiz süren Patrikhane’nin dinî olduğu kadar siyasi yeri ve anlamı, Cumhuriyetçilerin dini devre dışı bırakan laik siyaset anlayışıyla sona erdi. Lozan Antlaşması’nda Patrikhane’nin ekümenik sıfatı ve bundan kaynaklanan ruhani yetkileri, münakaşa konusu yapılmadıkları ölçüde onaylandı. Ancak Patrik ve Patrikhane, siyaseten yeni ulus-devletin, dinen de laikliği dünyevi din mertebesinde telakki eden pozitivist tasavvurun, tıpkı hilafet gibi “öteki”si oldular.
Lozan ile başlayan bu Patrik ve Patrikhane “takıntısı” günümüzde, İslâm’ın yaygın olduğu Türkiye’de Ortodoks Patrikhanesi’nin dinî sıfatının ne olmaması gerektiği konusunda abes bir tartışma halinde sürüyor. Ekümenik Patrikhane’de yer alan yazılar konunun tarihî, dinî, hukuki ve siyasi boyutlarını ele alırken, bilgi eksikliğini gidermeyi ve bilgi kirliliğini temizlemeyi amaçlıyor.
Alexis Alexandris, Baskın Oran, Cem Sofuoğlu, Cengiz Aktar, Elçin Macar, Emre Öktem, Kürşat Demirci, Panteleimon Rodopoulos, Paraskevas Konortas ve Samim Akgönül’ün makaleleriyle…

Tespih / Parmak Uçlarındaki Huzur Kitap İndir

Tespih / Parmak Uçlarındaki Huzur
Deniz Gürsoy, hayallerle yüklü tespihlerimizin, Hinduizm, Budizm, İslamiyet ve Hıristiyanlık’taki dini amaçlı kullanımlarını inceliyor. Ayrıcı pek çoğumuzun gündelik hayatının vazgeçilmez bir parçası olan tespihi her yönüyle, tarihten, edebiyattan örneklerle anlatıyor.

Kuranda Toplumsal Çöküş Kitap İndir

Kuranda Toplumsal Çöküş
Kuran toplumsal çöküşü kıssalar yoluyla pek çok örnek vererek ele alırken iniş amacına uygun bir dille, yaşayan toplumlara ısrarla mesaj vermekte ve olanlardan ders almayanların sonunun da çöküş olacağını vurgulamaktadır. Anomi, çözülme, bunalım ve parçalanmaların çokça yaşandığı ve bu yüzden de toplumsal çöküş tartışmalarının yeniden gündeme geldiği çağdaş dünyada Kuran, toplumsal çöküşü işlerken kullandığı dil, retorik ve seçtiği birey ve toplum tiplemeleriyle çağın insanına ciddi mesajlar sunmaktadır.