Devlet ve Maduniyet & Türkiye ve İran’da Modernleşme, Toplum ve Devlet Kitap İndir

Devlet ve Maduniyet & Türkiye ve İran’da Modernleşme, Toplum ve Devlet
Sosyal tarihi henüz yeterince araştırmacının yönelmediği bir alan olan Ortadoğu’nun durumunu değerlendiren kitap, zamanın ölçülmesi ve işgücü kavramı, devlet-çalışan ilişkileri ve emeğin eşit karşılığı mücadelesi, devlet eliyle yerinden edilme olgusu, farklı etnik ve dini kimliklerin devlet karşısında eşit hak talepleri, toplumsal cinsiyet sorunu ve kadının toplumsal yaşamdaki yerinin belirlenmesi gibi başlıklar çerçevesinde, özellikle İran ve Türkiye’nin son yüzyılda geçirdiği sekülerleşme ve modernizasyon sürecini anlatıyor. Kitapta ayrıca
Erik Jan Zürcher, Kaveh Bayat, Hülya Küçük, Afsaneh Najmabadi gibi yazarların makaleleri de bulunuyor.

Tarihin Yapıları & Tarihsel Materyalizme Giriş Kitap İndir

Tarihin Yapıları & Tarihsel Materyalizme Giriş
Dünyamızı nasıl bir gelecek bekliyor? İnsanlık mı yok olacak, yoksa bu yok oluş sürecinin mi sonu gelecek? Bizimkini izleyecek dünya üzerine neler söyleyebiliriz? Dönüşüm olanakları nelerdir? Marx’ın tarihsel-mantıki yönteminin yardımıyla tarihte, bütün tarihsel süreçlerin temelinde yatan yapılar buluyoruz. Bu kitap tarihsel materyalizme yoğun bir giriştir. Kitapta diyalektik yöntem de ayrıntılı olarak ele alınıyor ve Marx’ın kullandığı tarihî materyalist kavramları türetmeye, tarih sürecinin ana hatlarını çizmeye ve şimdiye kadarki toplum düzenlerinin birbirine nasıl dönüştüğünü incelemeye uygulanıyor. Devrim ile barbarlık arasındaki yapısal ilişkiye ışık tutuluyor. İncelenen gelişmeler yalnız tarihî değil, yeni arkeolojik araştırmalardan çıkan tarih öncesi olaylara da dayalı olarak sunuluyor. Ayrıca otuzu aşkın grafik ve tablo, kitabı daha kolay anlaşılır hâle getiriyor.

Bildiğimiz Tarımın Sonu & Küresel İktidar ve Köylülük Kitap İndir

Bildiğimiz Tarımın Sonu & Küresel İktidar ve Köylülük
Tarım sorunu (die Agrarfrage), 20. yüzyılın başından itibaren siyasetin ve sosyal bilimlerin en önemli tartışma alanlarından biriydi. 1980’lerin düşünce ikliminde ivme kaybedip şekil değiştirdi ve daha çok “hormonlu sebzeler”, “doğal beslenme”, “permakültür” gibi “kentli” başlıklar altında bambaşka bir tartışmaya dönüştü; üretim ve üreticiler yerine gıda ve tüketimle ilgili meseleler gündemin baş köşesine oturdu. Küçük üreticiliğin sorunları, “kumarhane kapitalizmi”nin kırdaki yansımaları, köyün değişen toplumsal yapısı, proleterleşme biçimleri ve tarımın uluslararasılaşması bu “kentli” tartışmalar içinde yer bulamadı.

Bildiğimiz Tarımın Sonu, küresel iktidar rejimlerini üreten iktisadi süreçlerle beraber tarım sorununu “yeniden” ele alıyor. 10 yılı aşan bir ortak çalışmanın ürünü olan bu eserde Çağlar Keyder ve Zafer Yenal, tarım sorununu ve kırsal yapıların dönüşümünü, metalaşma, köylünün mülksüzleşmesi ve siyaset bağlamında tartışmaya açıyor.

Dünyada da Türkiye’de de yoksulluk, bölgesel eşitsizlikler, çevre, sosyal politikalar ve toplumsal hareketler gibi birçok önemli meseleyi anlamlı bir şekilde konuşabilmek için tarımda ve kırda olup bitenleri hesaba katmamak imkânsız. Bildiğimiz Tarımın Sonu, organik pazar romantizmine ya da köy nostaljisine hapsolmadan, tarım sorununu düşünmenin ve tartışmanın bereketini anlatıyor.

Teğet’in Yıkımı & Dünyada ve Türkiye’de Küresel Krizin 2009 Enkazı ve Gelecek Kitap İndir

Teğet’in Yıkımı & Dünyada ve Türkiye’de Küresel Krizin 2009 Enkazı ve Gelecek
Küresel kapitalizm, 1980 sonrasında sermaye birikimi sürecini neoliberal model çerçevesinde sürdürmek için kolları sıvadı. Küreselleşme, özelleşme, ticarileşme ile el ele ilerleyen bu liberalleşme sürecinde “piyasa” her derde deva, her şeye kadir bir ilahi güç olarak takdim edildi. 1980 sonrası dönem, küreselleşen kapitalizmin hızla sermaye biriktirdiği, ama hızla da balonlaşarak kendi kuyusunu kazdığı bir zaman dilimi oldu. Bölgesel, ulusal krizlerin sıklaştığı bu dönemde küresel krizin de 2007’de ucu göründü. Küresel kriz bütün haşmetiyle 2008’de baş verdikten sonra 2009’da da bütün dünyaya bulaştı ve her coğrafyayı sardı.
Küresel krizin etkileri, Türkiye’de de şiddetle hissedildi. Bu kitapta 2008 ve 2009’un tamamında küresel krizin, “teğet geçerken” Türkiye ekonomisinde yarattığı enkazın envanteri yer alırken, önümüzdeki dönemde emekçi sınıfları bekleyen tehditlere ve fırsatlara değiniliyor.
Küresel krizin dünyada merkez ülkeleri ve çevre-bağımlı ülkeleri nasıl etkilediği, kapitalist devletlerin müdahale biçimleri ve bunların sonuçları, krizin Türkiye kapitalizmine etkileri ve AKP yandaşı sermaye kesimi ile geleneksel sermaye kesimleri arası çelişkiler mercek altına alınıyor. Krizin emekçilere yansıması, işsizlik ve güvencesizleştirme, yoksullaşma, gelir dağılımının daha çok bozulması gibi sorunlar üzerinde özel olarak duruluyor.
Petrol-İş Sendikası’nın Yordam Kitap’la birlikte sunduğu bu kitap, günümüz krizine ilişkin çalışmalar içinde özel bir yer tutacak nitelikte.

Teğet’in Yıkımı & Dünyada ve Türkiye’de Küresel Krizin 2009 Enkazı ve Gelecek Kitap İndir

Teğet’in Yıkımı & Dünyada ve Türkiye’de Küresel Krizin 2009 Enkazı ve Gelecek
Küresel kapitalizm, 1980 sonrasında sermaye birikimi sürecini neoliberal model çerçevesinde sürdürmek için kolları sıvadı. Küreselleşme, özelleşme, ticarileşme ile el ele ilerleyen bu liberalleşme sürecinde “piyasa” her derde deva, her şeye kadir bir ilahi güç olarak takdim edildi. 1980 sonrası dönem, küreselleşen kapitalizmin hızla sermaye biriktirdiği, ama hızla da balonlaşarak kendi kuyusunu kazdığı bir zaman dilimi oldu. Bölgesel, ulusal krizlerin sıklaştığı bu dönemde küresel krizin de 2007’de ucu göründü. Küresel kriz bütün haşmetiyle 2008’de baş verdikten sonra 2009’da da bütün dünyaya bulaştı ve her coğrafyayı sardı.
Küresel krizin etkileri, Türkiye’de de şiddetle hissedildi. Bu kitapta 2008 ve 2009’un tamamında küresel krizin, “teğet geçerken” Türkiye ekonomisinde yarattığı enkazın envanteri yer alırken, önümüzdeki dönemde emekçi sınıfları bekleyen tehditlere ve fırsatlara değiniliyor.
Küresel krizin dünyada merkez ülkeleri ve çevre-bağımlı ülkeleri nasıl etkilediği, kapitalist devletlerin müdahale biçimleri ve bunların sonuçları, krizin Türkiye kapitalizmine etkileri ve AKP yandaşı sermaye kesimi ile geleneksel sermaye kesimleri arası çelişkiler mercek altına alınıyor. Krizin emekçilere yansıması, işsizlik ve güvencesizleştirme, yoksullaşma, gelir dağılımının daha çok bozulması gibi sorunlar üzerinde özel olarak duruluyor.
Petrol-İş Sendikası’nın Yordam Kitap’la birlikte sunduğu bu kitap, günümüz krizine ilişkin çalışmalar içinde özel bir yer tutacak nitelikte.

Toplumsal Düzenin İnşası & Polis Erkinin Eleştirel Teorisi Kitap İndir

Toplumsal Düzenin İnşası & Polis Erkinin Eleştirel Teorisi
Kimse işçi olmayı kolayca kabul etmedi, gönüllü olmadı, rıza göstermedi. İnsanlar arasındaki ilişkilerin şeyler arasındaki ilişki haline dönüşmesinin hem kendisi hem de doğrudan sonucu ücretli emek kategorisinin olağanlığın ve sıradanlığın ardına itilmesi olmuştur. Bununla beraber polisin tarihsel işlevi de görünmez kılınmıştır: Sermayenin toplumsal iktidarının ve ücret biçiminin yerleştirilmesi için devlet adına gerçekleştirilen muazzam ölçekli polis harekâtının merkeziliği. Polis salt üniformadan, devletin baskı aygıtı olmaktan, burjuva düzeninin yeniden üretilmesindeki rolünden ibaret değildir. Esas olarak mevcut düzenin inşasında merkezi bir görev üstlenmiştir: Polis mandası yoksulluk sınıfının yönetilmesini ve düşkünler ile çalışabilenler olarak ayrıştırılmasını örgütlemiş ve böylelikle ücretli emek düzeninin inşasını gerçekleştirmiştir. Polis biliminin Adam Smith, Patrick Colquhoun ve Georg W.F. Hegel ile politika üzerinden politik ekonomiye evrilmesi süreci aynı zamanda devlet-sivil toplum ayrışmasının kurgulanması ve böylelikle düzenin inşası dönemidir. Sivil toplumun oluşturulması devletin kurucu erki ile gerçekleştirilmiştir; bu gücün uygulanması da hukuk-idare devamlılığını sağlayan polis aygıtı sayesinde olanaklı kılınmıştır. Hegel’in hukuk ve yönetim yaklaşımının, Marx’ın devlet erki ve sınıf mücadelesi anlayışının ve Foucault’nun yönetime dair çalışmasının içkin bir eleştirisi üzerine oturan politik idare kategorisi aracılığıyla Mark Neocleous, devlet-sivil toplum ayrışmasının devlet eliyle örgütlenen sürecini ve bu süreçte polisin tarihsel işlevini gün ışığına çıkarıyor. Ardından polisi toplumsal inşa sürecindeki rolünü anlamak ve vurgulamak için tıpkı bu süreç içinde üretilmiş olan sosyal güvenlik kavramı gibi toplumsal polis kavramına ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. “Polis iyi düzenin babasıdır,” diyenler kazandı ve hâlâ iktidardalar…

Tarihin Yapıları & Tarihsel Materyalizme Giriş Kitap İndir

Tarihin Yapıları & Tarihsel Materyalizme Giriş
Dünyamızı nasıl bir gelecek bekliyor? İnsanlık mı yok olacak, yoksa bu yok oluş sürecinin mi sonu gelecek? Bizimkini izleyecek dünya üzerine neler söyleyebiliriz? Dönüşüm olanakları nelerdir? Marx’ın tarihsel-mantıki yönteminin yardımıyla tarihte, bütün tarihsel süreçlerin temelinde yatan yapılar buluyoruz. Bu kitap tarihsel materyalizme yoğun bir giriştir. Kitapta diyalektik yöntem de ayrıntılı olarak ele alınıyor ve Marx’ın kullandığı tarihî materyalist kavramları türetmeye, tarih sürecinin ana hatlarını çizmeye ve şimdiye kadarki toplum düzenlerinin birbirine nasıl dönüştüğünü incelemeye uygulanıyor. Devrim ile barbarlık arasındaki yapısal ilişkiye ışık tutuluyor. İncelenen gelişmeler yalnız tarihî değil, yeni arkeolojik araştırmalardan çıkan tarih öncesi olaylara da dayalı olarak sunuluyor. Ayrıca otuzu aşkın grafik ve tablo, kitabı daha kolay anlaşılır hâle getiriyor.

Siyasi Değer ve Siyasi Etik & Kurumsal ve Uygulamalı Bir Perspektif Kitap İndir

Siyasi Değer ve Siyasi Etik & Kurumsal ve Uygulamalı Bir Perspektif
Denilebilir ki dünyanın birçok yerinde yaşanan hızlı değişmeler tanınan ve bilinen her ne varsa, onların her birini yakın ve uzak tarihinden olduğu kadar kendine bütünlük ve değer kazandıran bileşenlerinden de yapısal anlamda uzaklaştırmıştır. Sürekli süreksizliklerin yaşanmasına neden olan bu durum karşısında önemini yitirmeye başlayan değerler yerlerini yükselen yeni değerlere bırakmak zorunda kalmıştır. Bu husus, yükselen veya alçalan ya da sürekli alt-üst oluşlarla karşı karşıya kalınan zaman dilimlerinde “bizim değişmeyenimiz” olarak kabul edilen ve tanımlanan değerlerin her birini birbirleriyle çatışmalı hale getirerek ciddi meşruiyet krizlerinin yaşanmasına uygun bir zemin hazırlamıştır.

Siyasi Değer ve Siyasi Etik & Kurumsal ve Uygulamalı Bir Perspektif Kitap İndir

Siyasi Değer ve Siyasi Etik & Kurumsal ve Uygulamalı Bir Perspektif
Denilebilir ki dünyanın birçok yerinde yaşanan hızlı değişmeler tanınan ve bilinen her ne varsa, onların her birini yakın ve uzak tarihinden olduğu kadar kendine bütünlük ve değer kazandıran bileşenlerinden de yapısal anlamda uzaklaştırmıştır. Sürekli süreksizliklerin yaşanmasına neden olan bu durum karşısında önemini yitirmeye başlayan değerler yerlerini yükselen yeni değerlere bırakmak zorunda kalmıştır. Bu husus, yükselen veya alçalan ya da sürekli alt-üst oluşlarla karşı karşıya kalınan zaman dilimlerinde “bizim değişmeyenimiz” olarak kabul edilen ve tanımlanan değerlerin her birini birbirleriyle çatışmalı hale getirerek ciddi meşruiyet krizlerinin yaşanmasına uygun bir zemin hazırlamıştır.

Devrim’in Yorumu & Fransız Devrimi’ne Üç Yaklaşım Biçimi Kitap İndir

Devrim’in Yorumu & Fransız Devrimi’ne Üç Yaklaşım Biçimi
Fransa’daki Annales dergisi etrafında toplanan tarihçiler arasında yeralan François Furet’nin yapıtları, ülkesinde çok canlı tartışmalara neden oldu. Furet, sorunsal tarih yaklaşımının en iyi çözümleyici ve kuramcılarından sayılıyor. Furet’nin kavramsal tarih de dediği bu yaklaşımın en büyük özelliği, tarihçinin olaylarla çağdaş olan bilinçlerden uzaklaşıp, üzerinde çalıştığı döneme özgü söylemlerin yineleyicisi olmaktan kurtulma çabasıdır… Furet kitabının birinci bölümünde Fransız devrimini kavramsallaştırmağa çalışarak bir sentez denemesinde bulunuyor. İkinci bölümde ise bu sentezin dayandığı malzeme ve Fransız devriminin yorumlarının irdelenmesi yeralıyor.

“Fransız Devrimi tarihi yaklaşık iki yüz yıldır bir kökler anlatısı, yani bir kimlik söylemi olmaktan çıkmamıştır… 1789’da başlayan olaylar, aynı sorunlar ve simgeler çevresinde, nesilden nesile geçen birer ibadet ya da nefret nesnesi haline dönüştürülmüş anılarla birlikte durmaksızın yeniden yaşanmaktadır… Devrim yalnızca “çağdaş” Fransa’yı ancak bir parçası olarak düşündüğümüz zaman anlayabileceğimiz siyasi uygarlığı kurmakla kalmamış, aynı Fransa’ya işlenebilirliği sınırsız bir siyasi tartışma hazinesi ve bir sürü meşruluk çatışması da bırakmıştır…”
François Furet