İlhanlılar Döneminde Şiilik Kitap İndir

İlhanlılar Döneminde Şiilik
Bu çalışmada, Şiîliğin İlhanlılar dönemindeki durumu İslam Mezhepleri Tarihi açısından incelenmiştir. Şiîlik İslam tarihinde görülen ilk mezheplerden biridir. İlhanlılar dönemi ise, Şiîliğin, tarihte Büveyhîlerden sonra ikinci kez siyasette aktif rol oynadığı bir dönemdir. İlhanlı sultanlarından Olcaytu, tarihte ilk defa Şiîliği devletin resmî mezhebi haline getirmiştir. Bu durum Şiîlerin siyasette etkili olmalarına, Şiîliğin fikri alandaki gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır.

Kitapta Sünnî hilafetin düşüşünde Şiîlerin oynadığı rol ele alınmıştır. Şiî-Sünnî iktidar anlayışı, bunun arka planı, İlhanlılara destek veren ve karşı olan ulemanın düşünceleri irdelenmiştir. Abbasîlerin son dönemlerinden İlhanlıların yıkılışına kadar Şiîliğin durumu ve Şiî-Sünnî çatışmaları gözden geçirilmiştir. Özellikle de Olcaytu’nun Şiîliğe geçişinin dini ve politik nedenleri incelenmiş, Şiîliğin resmi mezhep olmasının sonuçları değerlendirilmiştir.

Ayrıca Şiîliğin Anadolu’ya yansıması ile Hille ekolünden yetişen bazı önemli Şiî ulemanın fikrî ve siyasî düşüncelerine de yer verilmiştir.

İmm-ı Cafer Sadık Buyruğu Kitap İndir

İmm-ı Cafer Sadık Buyruğu
Bundan sonra “mürşit geçti, cem erenleri de geçti” Sonra, şaha kalan taksimi, yine üçe taksim edip yukarda anlatıldığı gibi “mürşit geçti, cem erenleri de geçti” Şaha kalan taksimi üçer üçer taksim edip üç kalıncaya değin yine “mürşit geçti, cem erenleri de geçti, şah da gani” diyesin. Bundan sonra da erkândan geçiresin. Eğer söz alınmış oğlan evladı var ise, onu dahi validesinin aşağı tarafına dar edip, birlikte erkândan geçiresin. Ve musahibi olmayan talibin evini ondalamak erkân değildir.

Alevilik Kitap İndir

Alevilik
Alevilik, Türkiye’de en çok ilgi çeken ve tartışılan konulardan biridir. Alevi olmayanlar; “Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse ben de aleviyim, hatta en büyük alevi benim!” gibi ifadelerle yüzeysel yaklaşımlar sergilemektedirler. Aleviler ise göç ve kentleşmeyle birlikte gelenekten koparak köklü bir değişim yaşamaktadırlar. Bu minvalde Alevilik konusunda tanım çeşitliliği, kavram kargaşası ve kafa karışıklığı yaşanmaktadır.

Alevilik, teoride ve pratikte, inançta ve uygulamada sahip olduğu farklı özellikleriyle en çok ilgi çeken konulardan biridir. Farklı platformlarda, çeşitli yönleriyle ele alınan Alevilikle ilgili tartışmalarda, Alevilik nedir? Aleviler kimdir? sorularına birbirinden çok farklı cevaplar verilmekte; bağdaştırılması mümkün olmayan tanımlar, yorumlar ve değerlendirmeler yapılmaktadır. Bundan dolayı, Aleviliğin doğru anlaşılmasını güçleştiren tanım çeşitliliği,
kavram kargaşası ve kafa karışıklığı yaşanmaktadır. Bu da, Aleviliğe ilgi duyanlar kadar, Alevilerin de kendilerini ve inançlarını algılamalarını; ortak paydalarda buluşmalarını güçleştirmektedir. Aleviliği anlamayı amaçlayan bu araştırma; alevi deyişlerinden ve gülbanglarından hareketle soruna yaklaşmakta ve Aleviliğin farklı anlam ve boyutlarına ışık tutmaktadır. Araştırmada, Alevilik konusunda yaşanan karmaşa, Aleviliğin sahip olduğu özelliklerin yanında konuyla ilgilenen araştırmacıların formasyonlarından ve ideolojik yaklaşımlarından da kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bu yaklaşımla, Aleviliğin kaynağı ve aktarma aracı niteliğinde olan gülbangların ve deyişlerin, mevcut literatür ve saha çalışmasına dayalı gözlem ve görüşmeler sonucunda elde edilen veriler esas alınarak tahlil edilmesiyle Alevilik, bütün yönleriyle bir bütünlük içinde anlamaya çalışıldı. Yapılan ahlillerde, gülbanglarda ve deyişlerde/ nefeslerde, Alevilik inancının ana öğelerinin kronolojik ve hiyerarşik bir sıra içinde yer aldığı saptandı. İnancının kaynağı olan Hak/Allah, uhammed-Ali ile başlayan hiyerarşi, Ehl-i Beyt, On iki İmam, On Dört Masum-i Pak, On Yedi Kemerbest, Erenler (Evliyalar), Hacı Bektaş-ı Veli ve Hızır isimlerinin rahmetle anılmasıyla devam eder.

Sıralama, sistemde “ötekiyi” temsil eden Yezid’in, bazen de Muaviye ve Mervan’nın lanetle anılmasının ardından, Aleviliğin insan ve toplum anlayışı ve Hu, Hu ile sona ermektedir. Bu araştırmada, Aleviliğin bir inanç sistemi olduğu yönündeki görüşler doğrulandı. Sözlü kültüre dayanan, özünü, Ehl-i Beyt’e duyulan sevgi ve bağlılığın oluşturduğu bu inancın hem teolojik hem de dünyevi (sosyolojik) boyutu olduğu saptandı. Müminlerine göre, özgün/biricik olan Aleviliğin kaynağı nur, aktarma biçimi sır, kabul edenler de seçilmiş topluluktur. Yapılan tahlillerde ise, Alevilik inancının; Ehl-i Beyt’in ve bu soydan gelenlerin ve onların yaşadığı olayların, Anadolu’da coğrafi koşulların, merkezi yönetimle geliştirilen ilişki biçiminin, başka bir ifadeyle ilişkisizliğin neden olduğu baskıların, dönemin siyasi ve sosyal koşulların, İslam öncesi inançların oluşturduğu bir yaklaşımla algılanması sonucunda ortaya çıktığı tespit edildi. Aleviliğin, bir taraftan yaşatılmaya çalışılan geleneksel yapısı, diğer taraftan şehirlerde yönünü bulmaya çalışan modern anlayışı ve dinamik nüfusuyla gelecekte de en çok tartışılan konulardan biri olacağı öngörülmektedir.

Alevilik / Alevi Deyişlerinin ve Gülbanglarının Sosyolojik Analizi” kitabı geleneksel Aleviliğin iki ana taşıyıcı unsuru olan gülbanglardan ve deyişlerden hareketle Aleviliği anlama çabasının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bu kitap, sık sık gündeme gelen Aleviliği bütün yönleriyle ve bir bütün olarak anlamanızı sağlayacaktır.

Bütün Yönleriyle Bektaşilik Kitap İndir

Bütün Yönleriyle Bektaşilik
Bektaşilik yaygın, çok eskilere giden bir inanç kurumu olduğundan kısa bir açıklama ile anlaşılabilecek türden değildir. Kendi içinde derli toplu bir «bütün» olmasına karşılık ayrı ayrı kurumları, bölümleri vardır. Bektaşilik’in «gizli bir topluluk» olmadığının en açık kanıtı geniş bir halk katma yayılan şiiridir. Genellikle Ali insan, On İki İmam, yaşayış, sevgi, Tanrı, insanın yüceliği, mutluluk bg. konuları işleyen bu şiir yalnız Aleviler arasında değil, kimi sünnî kuruluşlarca da benimsenmiştir Bağımsız bir inanç kurumu olan Bektaşilik’in, kendi bütünlüğü içinde, birtakım örgütleri vardır. Bunlar Bektaşilik’in düzeni gereğidir. Bektaşilik, Anadolu’da Alevilik’in bir kolu olarak gelişirken, halk inançlarının kaynaklarına varan, onlardan beslenen bir yol üzerinde yürümüş, bütün yönleriyle «yerli» bir kurum olmuştur.

Alevi Hukuku ve Düşkünlük Kitap İndir

Alevi Hukuku ve Düşkünlük
Alevilik Anadolu’nun öz ve özgün inancıdır. Alevi inancı merkezine insanı alan ve insanın yaşadığı dünyada iyi, mutlu, kendisi ile barışık, doğa ile dost, sevgi dolu, kardeşlik duygularıyla, dayanışma hisleriyle donanmış bir insan olarak varolması ve yaşayabilmesine yönelik yaklaşım geliştiren bir yapıya sahiptir. Alevilik bir doğal din, bir doğa dinidir. Doğa ile insanın çatışmasını değil uyumunu arzular. İnsan ile dünyanın giderek bütün evrenin birlikteliğini amaçlar. Hayatı insan için çekilmez bir ceza olarak değil insana sunulmuş bir armağan olarak algılar. Alevilik yaşanılan hayatta başta tanrı korkusu olmak üzere tüm korkuları aşmak demektir. Aleviliğin yüzü hayata dönüktür. Aleviliğin yüzünde her zaman bir gülümseme vardır.

Alevi-Bektaşi Geleneğinde Kur’an Anlayışı Kitap İndir

Alevi-Bektaşi Geleneğinde Kur’an Anlayışı
Alevilik-Bektaşilik Anadolu’nun İslamlaşmasında ve Türkleşmesinde büyük bir rol oynayan bir halk İslam inancıdır. Ancak XVI. yüzyıl sonrasında Alevi-Bektaşiler bazı çevreler tarafından mülhit ve zındık olarak nitelendirilmişlerdir. Günümüzde de Alevi-Bektaşilerin XIII. yüzyıl Bektaşiliğinden uzaklaşmış olmaları ve özellikle de Sünni Kur’an anlayışından farklı bir söylem içinde olmaları, Alevi-Bektaşilerin Kur’an ve İslam’ın neresinde bulunduğu, dinî kimlik ve kökenlerinin ne olduğu tartışmasını yeniden canlandırmıştır. Elinizdeki bu eser, tartışmaların gölgesinde Alevi-Bektaşilerin geleneksel Kur’an tasavvurlarını, Kur’an’ı yorumlama biçimlerini, inanç, ibadet ve âdâbla ilgili düşüncelerin Kur’anî temellerini, Alevilik-Bektaşiliğin tarihte hangi inanç ekolü çizgisinde seyrettiğini, senkretik ve heterodoks bir yapılanma olup olmadığını ortaya koymaya çalışmaktadır.