Ninatta’s Bracelet Kitap İndir

Ninatta’s Bracelet
The first large empire in the heart of Anatolia: The Hittite country…

The greed of ambitious kings for land. A history written in blood.

Kadesh, the first great war in history. A hopeless longing.

A young woman who experiences love as a sin. People cursed by Gods.

A man who pays for his curse through war. A cruel world, two people whose love takes refuge in a rambling castle…

A scream coming from many years ago… A cry against war.

Welcome, oh traveler of far away roads,

bearer of good tidings,

you who carries the fatigue of wisdom on your shoulders,

and the excitement of the unknown in your eyes,

welcome to my old country,

to the lands of the Hattians with its thousand Gods,

to beautiful Hattusha…

Welcome to happiness fallen ill,

to long-lived sorrow,

to the lament that you will bring to an end.

Welcome to orphaned streets,

empty squares,

to my poor home.

I’ve been expecting you,

for long nights and long days,

for cheerful springs,

saturated summers,

tired autumns,

and scorched winters,

for many,

many long years.

Welcome.

Keje & Dı Şeveke De Mezin Buyin Kitap İndir

Keje & Dı Şeveke De Mezin Buyin
Güneydoğu’da Çocuk Olmak Bir Gecede Büyümek Demek

Bütün çocuklar kadar mutlu, bütün çocuklar kadar tasasızdılar. Kasabanın bütün bağlarına girebilir, bütün bahçelerinden yiyebilir, meyve ağaçlarına dalabilirdiler. Bir yaz gecesi aniden patlayan silah seslerine kadar…

Önce özgürlüklerini, şenliklerini kaybettiler, sonra evlerinin bir ateş topu olduğunu gördü gözleri. Büyükler onlara bir şey söylemiyor, kendi aralarında “dışardakiler” dedikleri birilerinden bahsediyorlardı. Kimdi bu dışardakiler?

Çocukluğunu 80’li yıllarda Güneydoğu’da geçiren yazar Emine Uçak Erdoğan, iki ateş arasında sıkışan bölge halkının bir yaz gecesi ansızın alt üst oluşunu anlatıyor:

“Hayatın ve imkânların bütün yoksunluğuna rağmen, hayal dünyamızın ve zihinlerimizin alabildiğince özgür ve zengin olduğu o günleri biraz da olsa bugüne taşımak istedim. Savaş, göç, molotof kokteyli, acı, öfke ve daha nice olumsuz kelimeyle yâd edilen o topraklarda bir zamanlar bambaşka kelimelerin, hayatların hüküm sürdüğünü hatırlatmak için…”

Keje & Dı Şeveke De Mezin Buyin Kitap İndir

Keje & Dı Şeveke De Mezin Buyin
Güneydoğu’da Çocuk Olmak Bir Gecede Büyümek Demek

Bütün çocuklar kadar mutlu, bütün çocuklar kadar tasasızdılar. Kasabanın bütün bağlarına girebilir, bütün bahçelerinden yiyebilir, meyve ağaçlarına dalabilirdiler. Bir yaz gecesi aniden patlayan silah seslerine kadar…

Önce özgürlüklerini, şenliklerini kaybettiler, sonra evlerinin bir ateş topu olduğunu gördü gözleri. Büyükler onlara bir şey söylemiyor, kendi aralarında “dışardakiler” dedikleri birilerinden bahsediyorlardı. Kimdi bu dışardakiler?

Çocukluğunu 80’li yıllarda Güneydoğu’da geçiren yazar Emine Uçak Erdoğan, iki ateş arasında sıkışan bölge halkının bir yaz gecesi ansızın alt üst oluşunu anlatıyor:

“Hayatın ve imkânların bütün yoksunluğuna rağmen, hayal dünyamızın ve zihinlerimizin alabildiğince özgür ve zengin olduğu o günleri biraz da olsa bugüne taşımak istedim. Savaş, göç, molotof kokteyli, acı, öfke ve daha nice olumsuz kelimeyle yâd edilen o topraklarda bir zamanlar bambaşka kelimelerin, hayatların hüküm sürdüğünü hatırlatmak için…”

Keje & Dı Şeveke De Mezin Buyin Kitap İndir

Keje & Dı Şeveke De Mezin Buyin
Güneydoğu’da Çocuk Olmak Bir Gecede Büyümek Demek

Bütün çocuklar kadar mutlu, bütün çocuklar kadar tasasızdılar. Kasabanın bütün bağlarına girebilir, bütün bahçelerinden yiyebilir, meyve ağaçlarına dalabilirdiler. Bir yaz gecesi aniden patlayan silah seslerine kadar…

Önce özgürlüklerini, şenliklerini kaybettiler, sonra evlerinin bir ateş topu olduğunu gördü gözleri. Büyükler onlara bir şey söylemiyor, kendi aralarında “dışardakiler” dedikleri birilerinden bahsediyorlardı. Kimdi bu dışardakiler?

Çocukluğunu 80’li yıllarda Güneydoğu’da geçiren yazar Emine Uçak Erdoğan, iki ateş arasında sıkışan bölge halkının bir yaz gecesi ansızın alt üst oluşunu anlatıyor:

“Hayatın ve imkânların bütün yoksunluğuna rağmen, hayal dünyamızın ve zihinlerimizin alabildiğince özgür ve zengin olduğu o günleri biraz da olsa bugüne taşımak istedim. Savaş, göç, molotof kokteyli, acı, öfke ve daha nice olumsuz kelimeyle yâd edilen o topraklarda bir zamanlar bambaşka kelimelerin, hayatların hüküm sürdüğünü hatırlatmak için…”

Keje & Dı Şeveke De Mezin Buyin Kitap İndir

Keje & Dı Şeveke De Mezin Buyin
Güneydoğu’da Çocuk Olmak Bir Gecede Büyümek Demek

Bütün çocuklar kadar mutlu, bütün çocuklar kadar tasasızdılar. Kasabanın bütün bağlarına girebilir, bütün bahçelerinden yiyebilir, meyve ağaçlarına dalabilirdiler. Bir yaz gecesi aniden patlayan silah seslerine kadar…

Önce özgürlüklerini, şenliklerini kaybettiler, sonra evlerinin bir ateş topu olduğunu gördü gözleri. Büyükler onlara bir şey söylemiyor, kendi aralarında “dışardakiler” dedikleri birilerinden bahsediyorlardı. Kimdi bu dışardakiler?

Çocukluğunu 80’li yıllarda Güneydoğu’da geçiren yazar Emine Uçak Erdoğan, iki ateş arasında sıkışan bölge halkının bir yaz gecesi ansızın alt üst oluşunu anlatıyor:

“Hayatın ve imkânların bütün yoksunluğuna rağmen, hayal dünyamızın ve zihinlerimizin alabildiğince özgür ve zengin olduğu o günleri biraz da olsa bugüne taşımak istedim. Savaş, göç, molotof kokteyli, acı, öfke ve daha nice olumsuz kelimeyle yâd edilen o topraklarda bir zamanlar bambaşka kelimelerin, hayatların hüküm sürdüğünü hatırlatmak için…”

Unfulfilled Promises & Gallipoli 1915 Kitap İndir

Unfulfilled Promises & Gallipoli 1915
100TH YEAR OF THE ÇANAKKALE WAR

FROM THE PEN OF A WOMAN,
A FAIRYTALELIKE NOVEL SET DURING THE ÇANAKKALE WAR…

Unfulfilled Promises features a great love story set against the backdrop of The Great War (1914-1918).
Gül Nihal Şemsettin journeys from Turkey to London and back again to her family home in Çanakkale. Having studied medicine in London stands her in good stead when the whole of the Çanakkale Peninsula becomes embroiled in the struggle by the Allied Forces to take the land by force. Her suitors are from military backgrounds posted to her homeland from England and Australia as part of the enemy, sent to attack Turkey.
For a young Turkish woman to have an affair with an enemy soldier was enough to disgrace any respectable Turkish family; but that was only part of Gül’s dilemma….

My Dearest Boy,
You are all I have in this world; a treasure entrusted to me by God. Sadly however, all I can entrust with you is this letter. I am sure you will always wish that we had spent more time together and you will probably read it again and again. Undoubtedly you will wish that I was beside you but sadly, we have both been deprived of that joy, my angel….

…. I want to assure you that although I’m reluctantly being dragged away from you my heart will continue to beat with yours. Don’t forget that when you love someone, distances don’t matter and nothing is impossible….

Your adoring mother

Ephese & Le Mystere De L’abeille Kitap İndir

Ephese & Le Mystere De L’abeille
Efes Arının Gizemi Kitabımızın Fransızcası yayınlandı….
Maceramız, Anadolu’muzun batısında, Ege kıyılarının en güzel şehri olan İzmir’in Selçuk ilçesinde geçiyor. Ege kıyıları öyle güzel, toprakları öyle bereketli ki, binlerce yıl, doğudan batıdan, güneyden kuzeyden yüzlerce kavim buralara gelip yerleşmiş ve medeniyetler kurmuşlardır. İzmir ve civarının en az 8.500 yıllık tarihi vardır. İlk yerli halk, Lelegler ve Karlarmış. Aradan binlerce yıl geçmiş, M.Ö. 1200 yıllarından itibaren batıdan Aioller, İyonlar ve Dorlar gelip bir çok küçük kent kurmuşlar. Tüm antik kentler gibi bunların da birçok tanrı, tanrıça ve tapınakları varmış. 
Zamanla, deprem, salgın hastalık gibi nedenlerden bu kentler terk edildi, geriye sadece harabeler kaldı. Birçoğu yeraltında tamamen kaybolurken, bir kısmı yıkık halde günümüze kadar ulaştı. İşte bizim hikayemiz böyle bir kentte başlıyor. Bugün, tüm dünyanın hayranlıkla gelip ziyaret ettiği muhteşem Efes ören yeri! Bir zamanlar, deniz kıyısında, Bülbül Dağı ve Panayır dağlarının vadisinde kurulmuş. İki limanı olan Efes şehrinin Küçük Menderes (Kaistros) nehri buradan denize dökülür ve taşıdığı topraklarla körfezi sürekli doldururmuş. Şehir, sekizinci yüzyılda tamamen boşalmış. Halk Ayasuluk’a taşınmış. 1869 yılında İngiliz James Turtle Wood, şehrin dışında bulunan ve bugün antik dünyanın yedi harikasından biri sayılan “Artemis Mabedi”ni keşfetti. 1895’te Avusturyalı arkeologlar kazılara başladı ve birçok eseri kazarak buldular. Bugün hâlâ şehrin sadece 1/3’ü ortaya çıkarılabilmiştir. 
Haydi gençler! Artık hikayemizi okumaya başlayalım ve biz de Efes’i gezelim. 

Keje & Dı Şeveke De Mezin Buyin Kitap İndir

Keje & Dı Şeveke De Mezin Buyin
Güneydoğu’da Çocuk Olmak Bir Gecede Büyümek Demek

Bütün çocuklar kadar mutlu, bütün çocuklar kadar tasasızdılar. Kasabanın bütün bağlarına girebilir, bütün bahçelerinden yiyebilir, meyve ağaçlarına dalabilirdiler. Bir yaz gecesi aniden patlayan silah seslerine kadar…

Önce özgürlüklerini, şenliklerini kaybettiler, sonra evlerinin bir ateş topu olduğunu gördü gözleri. Büyükler onlara bir şey söylemiyor, kendi aralarında “dışardakiler” dedikleri birilerinden bahsediyorlardı. Kimdi bu dışardakiler?

Çocukluğunu 80’li yıllarda Güneydoğu’da geçiren yazar Emine Uçak Erdoğan, iki ateş arasında sıkışan bölge halkının bir yaz gecesi ansızın alt üst oluşunu anlatıyor:

“Hayatın ve imkânların bütün yoksunluğuna rağmen, hayal dünyamızın ve zihinlerimizin alabildiğince özgür ve zengin olduğu o günleri biraz da olsa bugüne taşımak istedim. Savaş, göç, molotof kokteyli, acı, öfke ve daha nice olumsuz kelimeyle yâd edilen o topraklarda bir zamanlar bambaşka kelimelerin, hayatların hüküm sürdüğünü hatırlatmak için…”

Keje & Dı Şeveke De Mezin Buyin Kitap İndir

Keje & Dı Şeveke De Mezin Buyin
Güneydoğu’da Çocuk Olmak Bir Gecede Büyümek Demek

Bütün çocuklar kadar mutlu, bütün çocuklar kadar tasasızdılar. Kasabanın bütün bağlarına girebilir, bütün bahçelerinden yiyebilir, meyve ağaçlarına dalabilirdiler. Bir yaz gecesi aniden patlayan silah seslerine kadar…

Önce özgürlüklerini, şenliklerini kaybettiler, sonra evlerinin bir ateş topu olduğunu gördü gözleri. Büyükler onlara bir şey söylemiyor, kendi aralarında “dışardakiler” dedikleri birilerinden bahsediyorlardı. Kimdi bu dışardakiler?

Çocukluğunu 80’li yıllarda Güneydoğu’da geçiren yazar Emine Uçak Erdoğan, iki ateş arasında sıkışan bölge halkının bir yaz gecesi ansızın alt üst oluşunu anlatıyor:

“Hayatın ve imkânların bütün yoksunluğuna rağmen, hayal dünyamızın ve zihinlerimizin alabildiğince özgür ve zengin olduğu o günleri biraz da olsa bugüne taşımak istedim. Savaş, göç, molotof kokteyli, acı, öfke ve daha nice olumsuz kelimeyle yâd edilen o topraklarda bir zamanlar bambaşka kelimelerin, hayatların hüküm sürdüğünü hatırlatmak için…”