İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri & Şiddet ve Saldırganlık Üzerine Bir İnceleme Kitap İndir

İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri & Şiddet ve Saldırganlık Üzerine Bir İnceleme
Saldırganlık, genlerimizde biyolojik olarak var olduğu sürece kendiliğinden bir tepki değil; insanın dirimsel çıkarlarına, bir başka deyişle gelişmesine, kendinin ve türünün varlığına yönelik tehditlere karşı bir savunmadır. Bu savunucu saldırganlık, belli ilkel koşullar altında –insanların birbirini pek tehdit etmediği zamanlarda– göreceli olarak azdı. İnsan, o zamandan bu yana olağanüstü bir gelişme göstermiştir. İnsanın bu süreci tamamlayacağını ve hiç kimsenin tehdit edilmediği –anne-babaların çocukları, üstlerin anne-babaları, bir toplumsal sınıfın başka bir toplumsal sınıfı, bir ulusun başka bir ulusu tehdit etmediği–  bir toplum kuracağını düşünmek akla yatkın bir varsayımdır. Bu amacı gerçekleştirmek ekonomik, siyasal, kültürel ve ruhsal nedenlerden dolayı çok güçtür. Dünya uluslarının putlara –üstelik ayrı ayrı putlara– tapmaları ve bu nedenle, birbirlerinin dillerini anlasalar bile birbirlerine anlayış göstermemeleri de ek bir güçlük yaratmaktadır. Bu güçlükleri göz ardı etmek ahmaklık olur ama tüm verileri kapsayan görgül incelemenin ortaya koyduğuna göre siyasal ve ruhsal engeller ortadan kaldırılırsa yakın sayılabilecek bir gelecekte böyle bir dünyanın kurulması gerçekten olanaklıdır.

Türk Muhafazakarlığı & Çok Partili Siyasal Hayattan 12 Eylül’e Kitap İndir

Türk Muhafazakarlığı & Çok Partili Siyasal Hayattan 12 Eylül’e
Muhafazakârlık kavramı ile ilgili çalışmalar kavramın tanımlama güçlüğünden bahsederler. Konu Türk muhafazakârlığı olduğunda tanımlama çabası oldukça güçleşir. Sağ kanat partilerin çoğu bu sıfatı açık ya da üstük olarak kabul ederler ve benimserler. Fakat benimsedikleri sıfatın ne anlama geldiği açık değildir. İslamcılıktan ya da milliyetçilikten bağımsız bir Türk muhafazakârlığından bahsedilebilir mi?

Bahsedebiliyorsak muhafazakârlığı, Türk sağının diğer akımlarından ayıran özellikleri nelerdir? Diğer taraftan Türk muhafazakârlığının batılı örnekleriyle ayrılan ya da ortak yönleri mevcut mudur?

Siyaset, fikirden bağımsız düşünülemez. Bu nedenle Türk muhafazakârlığını anlamak için soracağımız soruların cevabını siyasette değil fikirde aramalıyız. Elinizdeki kitap çok partili siyasal hayattan 12 Eylül darbesine uzanan dönemde eser vermiş altı düşünürün (Peyami Safa, Mümtaz Turhan, Osman Turan, Ali Fuat Başgil, İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Erol Güngör) eserlerinden hareketle Türk muhafazakârlığını tanımlamayı hedefliyor; Türk muhafazakârlığının zihnî koordinatları üzerinden bir fikir haritasını çıkarmayı deniyor.

İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri & Şiddet ve Saldırganlık Üzerine Bir İnceleme Kitap İndir

İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri & Şiddet ve Saldırganlık Üzerine Bir İnceleme
Saldırganlık, genlerimizde biyolojik olarak var olduğu sürece kendiliğinden bir tepki değil; insanın dirimsel çıkarlarına, bir başka deyişle gelişmesine, kendinin ve türünün varlığına yönelik tehditlere karşı bir savunmadır. Bu savunucu saldırganlık, belli ilkel koşullar altında –insanların birbirini pek tehdit etmediği zamanlarda– göreceli olarak azdı. İnsan, o zamandan bu yana olağanüstü bir gelişme göstermiştir. İnsanın bu süreci tamamlayacağını ve hiç kimsenin tehdit edilmediği –anne-babaların çocukları, üstlerin anne-babaları, bir toplumsal sınıfın başka bir toplumsal sınıfı, bir ulusun başka bir ulusu tehdit etmediği–  bir toplum kuracağını düşünmek akla yatkın bir varsayımdır. Bu amacı gerçekleştirmek ekonomik, siyasal, kültürel ve ruhsal nedenlerden dolayı çok güçtür. Dünya uluslarının putlara –üstelik ayrı ayrı putlara– tapmaları ve bu nedenle, birbirlerinin dillerini anlasalar bile birbirlerine anlayış göstermemeleri de ek bir güçlük yaratmaktadır. Bu güçlükleri göz ardı etmek ahmaklık olur ama tüm verileri kapsayan görgül incelemenin ortaya koyduğuna göre siyasal ve ruhsal engeller ortadan kaldırılırsa yakın sayılabilecek bir gelecekte böyle bir dünyanın kurulması gerçekten olanaklıdır.

İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri & Şiddet ve Saldırganlık Üzerine Bir İnceleme Kitap İndir

İnsandaki Yıkıcılığın Kökenleri & Şiddet ve Saldırganlık Üzerine Bir İnceleme
Saldırganlık, genlerimizde biyolojik olarak var olduğu sürece kendiliğinden bir tepki değil; insanın dirimsel çıkarlarına, bir başka deyişle gelişmesine, kendinin ve türünün varlığına yönelik tehditlere karşı bir savunmadır. Bu savunucu saldırganlık, belli ilkel koşullar altında –insanların birbirini pek tehdit etmediği zamanlarda– göreceli olarak azdı. İnsan, o zamandan bu yana olağanüstü bir gelişme göstermiştir. İnsanın bu süreci tamamlayacağını ve hiç kimsenin tehdit edilmediği –anne-babaların çocukları, üstlerin anne-babaları, bir toplumsal sınıfın başka bir toplumsal sınıfı, bir ulusun başka bir ulusu tehdit etmediği–  bir toplum kuracağını düşünmek akla yatkın bir varsayımdır. Bu amacı gerçekleştirmek ekonomik, siyasal, kültürel ve ruhsal nedenlerden dolayı çok güçtür. Dünya uluslarının putlara –üstelik ayrı ayrı putlara– tapmaları ve bu nedenle, birbirlerinin dillerini anlasalar bile birbirlerine anlayış göstermemeleri de ek bir güçlük yaratmaktadır. Bu güçlükleri göz ardı etmek ahmaklık olur ama tüm verileri kapsayan görgül incelemenin ortaya koyduğuna göre siyasal ve ruhsal engeller ortadan kaldırılırsa yakın sayılabilecek bir gelecekte böyle bir dünyanın kurulması gerçekten olanaklıdır.

Türk Muhafazakarlığı & Çok Partili Siyasal Hayattan 12 Eylül’e Kitap İndir

Türk Muhafazakarlığı & Çok Partili Siyasal Hayattan 12 Eylül’e
Muhafazakârlık kavramı ile ilgili çalışmalar kavramın tanımlama güçlüğünden bahsederler. Konu Türk muhafazakârlığı olduğunda tanımlama çabası oldukça güçleşir. Sağ kanat partilerin çoğu bu sıfatı açık ya da üstük olarak kabul ederler ve benimserler. Fakat benimsedikleri sıfatın ne anlama geldiği açık değildir. İslamcılıktan ya da milliyetçilikten bağımsız bir Türk muhafazakârlığından bahsedilebilir mi?

Bahsedebiliyorsak muhafazakârlığı, Türk sağının diğer akımlarından ayıran özellikleri nelerdir? Diğer taraftan Türk muhafazakârlığının batılı örnekleriyle ayrılan ya da ortak yönleri mevcut mudur?

Siyaset, fikirden bağımsız düşünülemez. Bu nedenle Türk muhafazakârlığını anlamak için soracağımız soruların cevabını siyasette değil fikirde aramalıyız. Elinizdeki kitap çok partili siyasal hayattan 12 Eylül darbesine uzanan dönemde eser vermiş altı düşünürün (Peyami Safa, Mümtaz Turhan, Osman Turan, Ali Fuat Başgil, İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Erol Güngör) eserlerinden hareketle Türk muhafazakârlığını tanımlamayı hedefliyor; Türk muhafazakârlığının zihnî koordinatları üzerinden bir fikir haritasını çıkarmayı deniyor.

Özerk Benlik, Kul Benlik & Biat Toplumunun Ruhsal Kökenleri Kitap İndir

Özerk Benlik, Kul Benlik & Biat Toplumunun Ruhsal Kökenleri
M. Orhan Öztürk, kitabında yakından tanıdığı Yaşar Kemal’e özel bir bölüm ayırıyor. Önce roman karakterlerini inceliyor Öztürk. Ardından onların yaratıcısı Yaşar Kemal’in benliğinde açığa çıkan “özerkliğe” vurgu yapıyor. Bu yanıyla Öztürk’ün kitabı, sadece toplumun ruhsal analizi değil, büyük yazar Yaşar Kemal’e ilişkin de bir kaynak.

Her gün onca insan yok yere ölüyor, neden seyirci kalıyoruz?
Üzerimizdeki baskı sürekli artıyor, neden sesimizi çıkarmıyoruz?
İnsanca yaşama hakkımız gasp ediliyor, neden boyun eğiyoruz?

Ruh hekimi Prof. Dr. M. Orhan Öztürk, engin deneyimiyle hazırlamış olduğu bu kitapta, ülkemizde kişilik gelişmesinde özerk benlik duygusunu kısıtlayan, kul benliği besleyen gelenekleri, inançları, toplumda kadının yerini, ailede ve toplumda egemen olan baskıcı, kısıtlayıcı eğitim-öğretim düzenini irdeliyor, temel sorulara yanıt arıyor.

Bilimde, sanatta, ekonomide, ülke yönetiminde geri kalmamızın kaynaklarını neden sorgulamıyoruz? Düşünce özgürlüğünü kısıtlayan baskılara neden toplumca sessiz kalıyoruz? Bize dayatılan koşullara niçin boyun eğmeyi sürdürüyoruz?
“Bireysel, toplumsal düzeyde değişebilmek, gelişebilmek için bilinçlenmek, eleştiri ve özeleştiri yapabilmek zorundayız” diyor Öztürk ve ekliyor: “Bunları, ancak merak eden, kuşku duyan, sorgulayan, özgür düşünebilen, tartışabilen, karşı çıkabilen özerk benlikli bireyler yapabilir. Toplumun bireylerinde özerk benliğin gelişmesini önleyen etkenleri bilmezsek bilinçli bir toplum nasıl ortaya çıkabilecek?”

“Kul benliğin en belirgin göstergeleri bağnaz ırkçıda, bağnaz dincide, bağnaz milliyetçide, bir ideolojiye ya da yetkeye körü körüne boyun eğen kişilerde görülür. İktidara, paraya, mala mülke, uyuşturucu maddelere aşırı tutkusu olan kişiler de böyle kul benlik duygusu içindedirler. Kul benliğin daha yaygın olan belirtileri ise özgür düşünebilme, sorgulayabilme, insanı, toplumu, doğayı, yeni şeyleri merak etme, öğrenmeye çalışma gibi kişilik özelliklerinin eksikliği, yokluğu biçiminde görülmektedir.”

Özerk Benlik, Kul Benlik & Biat Toplumunun Ruhsal Kökenleri Kitap İndir

Özerk Benlik, Kul Benlik & Biat Toplumunun Ruhsal Kökenleri
M. Orhan Öztürk, kitabında yakından tanıdığı Yaşar Kemal’e özel bir bölüm ayırıyor. Önce roman karakterlerini inceliyor Öztürk. Ardından onların yaratıcısı Yaşar Kemal’in benliğinde açığa çıkan “özerkliğe” vurgu yapıyor. Bu yanıyla Öztürk’ün kitabı, sadece toplumun ruhsal analizi değil, büyük yazar Yaşar Kemal’e ilişkin de bir kaynak.

Her gün onca insan yok yere ölüyor, neden seyirci kalıyoruz?
Üzerimizdeki baskı sürekli artıyor, neden sesimizi çıkarmıyoruz?
İnsanca yaşama hakkımız gasp ediliyor, neden boyun eğiyoruz?

Ruh hekimi Prof. Dr. M. Orhan Öztürk, engin deneyimiyle hazırlamış olduğu bu kitapta, ülkemizde kişilik gelişmesinde özerk benlik duygusunu kısıtlayan, kul benliği besleyen gelenekleri, inançları, toplumda kadının yerini, ailede ve toplumda egemen olan baskıcı, kısıtlayıcı eğitim-öğretim düzenini irdeliyor, temel sorulara yanıt arıyor.

Bilimde, sanatta, ekonomide, ülke yönetiminde geri kalmamızın kaynaklarını neden sorgulamıyoruz? Düşünce özgürlüğünü kısıtlayan baskılara neden toplumca sessiz kalıyoruz? Bize dayatılan koşullara niçin boyun eğmeyi sürdürüyoruz?
“Bireysel, toplumsal düzeyde değişebilmek, gelişebilmek için bilinçlenmek, eleştiri ve özeleştiri yapabilmek zorundayız” diyor Öztürk ve ekliyor: “Bunları, ancak merak eden, kuşku duyan, sorgulayan, özgür düşünebilen, tartışabilen, karşı çıkabilen özerk benlikli bireyler yapabilir. Toplumun bireylerinde özerk benliğin gelişmesini önleyen etkenleri bilmezsek bilinçli bir toplum nasıl ortaya çıkabilecek?”

“Kul benliğin en belirgin göstergeleri bağnaz ırkçıda, bağnaz dincide, bağnaz milliyetçide, bir ideolojiye ya da yetkeye körü körüne boyun eğen kişilerde görülür. İktidara, paraya, mala mülke, uyuşturucu maddelere aşırı tutkusu olan kişiler de böyle kul benlik duygusu içindedirler. Kul benliğin daha yaygın olan belirtileri ise özgür düşünebilme, sorgulayabilme, insanı, toplumu, doğayı, yeni şeyleri merak etme, öğrenmeye çalışma gibi kişilik özelliklerinin eksikliği, yokluğu biçiminde görülmektedir.”

Özerk Benlik, Kul Benlik & Biat Toplumunun Ruhsal Kökenleri Kitap İndir

Özerk Benlik, Kul Benlik & Biat Toplumunun Ruhsal Kökenleri
M. Orhan Öztürk, kitabında yakından tanıdığı Yaşar Kemal’e özel bir bölüm ayırıyor. Önce roman karakterlerini inceliyor Öztürk. Ardından onların yaratıcısı Yaşar Kemal’in benliğinde açığa çıkan “özerkliğe” vurgu yapıyor. Bu yanıyla Öztürk’ün kitabı, sadece toplumun ruhsal analizi değil, büyük yazar Yaşar Kemal’e ilişkin de bir kaynak.

Her gün onca insan yok yere ölüyor, neden seyirci kalıyoruz?
Üzerimizdeki baskı sürekli artıyor, neden sesimizi çıkarmıyoruz?
İnsanca yaşama hakkımız gasp ediliyor, neden boyun eğiyoruz?

Ruh hekimi Prof. Dr. M. Orhan Öztürk, engin deneyimiyle hazırlamış olduğu bu kitapta, ülkemizde kişilik gelişmesinde özerk benlik duygusunu kısıtlayan, kul benliği besleyen gelenekleri, inançları, toplumda kadının yerini, ailede ve toplumda egemen olan baskıcı, kısıtlayıcı eğitim-öğretim düzenini irdeliyor, temel sorulara yanıt arıyor.

Bilimde, sanatta, ekonomide, ülke yönetiminde geri kalmamızın kaynaklarını neden sorgulamıyoruz? Düşünce özgürlüğünü kısıtlayan baskılara neden toplumca sessiz kalıyoruz? Bize dayatılan koşullara niçin boyun eğmeyi sürdürüyoruz?
“Bireysel, toplumsal düzeyde değişebilmek, gelişebilmek için bilinçlenmek, eleştiri ve özeleştiri yapabilmek zorundayız” diyor Öztürk ve ekliyor: “Bunları, ancak merak eden, kuşku duyan, sorgulayan, özgür düşünebilen, tartışabilen, karşı çıkabilen özerk benlikli bireyler yapabilir. Toplumun bireylerinde özerk benliğin gelişmesini önleyen etkenleri bilmezsek bilinçli bir toplum nasıl ortaya çıkabilecek?”

“Kul benliğin en belirgin göstergeleri bağnaz ırkçıda, bağnaz dincide, bağnaz milliyetçide, bir ideolojiye ya da yetkeye körü körüne boyun eğen kişilerde görülür. İktidara, paraya, mala mülke, uyuşturucu maddelere aşırı tutkusu olan kişiler de böyle kul benlik duygusu içindedirler. Kul benliğin daha yaygın olan belirtileri ise özgür düşünebilme, sorgulayabilme, insanı, toplumu, doğayı, yeni şeyleri merak etme, öğrenmeye çalışma gibi kişilik özelliklerinin eksikliği, yokluğu biçiminde görülmektedir.”

Pavlov / Fikir Mimarları Dizisi Kitap İndir

Pavlov / Fikir Mimarları Dizisi
Hayatının yaklaşık yetmiş yılını hayvanlar ve insanlardaki öğrenme kavramı hakkında araştırmalara adayan bir bilim adamının yaşam serüvenini incelemek benim için eşsiz bir deneyim oldu. Ölümünden bugüne dek geçen uzun zamanın bile, Pavlov adının literatürdeki şöhretini gölgeleyememesi, belki de onun doğada bir ışık yakıp sonraki buluşların başlangıç sınırlarını aydınlatma becerisini göstermiş olmasındandır. Sebep ne olursa olsun 20. Yüzyılın en tanınmış bilim adamları arasında hâlâ onun adına rastlamak başarı, umut, canlılık ve tükenmez bir enerjiyle şekillenen heyecan dolu bir ömre çok şey sığdırmasıyla alakalıdır. Pavlov’un yaşam serüveni ‘hakikat nesnelliktedir’ şiarıyla bilgiye ve gerçeğe ulaşmak için var gücüyle çalışan, enerjisi ile etrafındakile örnek olan, insanoğluna önemli ufuklar kazandıran, her zaman bilime ve bilimsel gerçeklere sadık kalan bir insanın hikâyesidir.
Uğur Akpur

Zor Bir Ailede Büyümek & Geçmişi Onarmanın ve Hayatı Geri Kazanmanın Yolları Kitap İndir

Zor Bir Ailede Büyümek & Geçmişi Onarmanın ve Hayatı Geri Kazanmanın Yolları
Her birimiz küçükken anne-babalarımızın içimize ektiği zihinsel ve duygusal tohumlarla büyüyoruz. Kimi ailelerde bu
tohumlar sevgi, saygı ve bağımsızlık kaynağı olurken, ne yazık ki birçok ailede tohumların arasında korku, yaptırım ve suçluluk
duyguları da bulunuyor. Bu tohumlar biz büyüdükçe filizleniyor ve yetişkinlik hayatımızda duygularımızı, davranışlarımızı,
dolayısıyla başkalarıyla kurduğumuz ilişkileri etkiliyor. Kitap, küçükken anne-babaları tarafından fiziksel, duygusal ya da
cinsel tacize maruz bırakılan, korku ve suçluluk duygularıyla büyütülen ya da bakımları sağlanmayan yetişkinlere, hayatlarını
yeniden kazanmanın kapılarını aralıyor. Çocukken anne veya babanızdan korkar mıydınız? Anne veya babanıza karşı öfkenizi ifade etmekten çekinir misiniz? Anne veya babanızla fikir ayrılığında olmak sizi endişelendirir mi? Anne-babanız size hâlâ çocuk muamelesi yapıyorlar mı? Birine çok yakın olduğunuzda canınızı yakacağını veya sizi terk edeceğini düşünür müsünüz? Bu ve benzeri sorulara olumlu yanıt veren yetişkinler, kitapta anlatılan vakalar sayesinde onlara acı veren duygularıyla yüzleşecek ve önerilen çözüm yollarıyla hayatlarını bu duyguların olumsuz etkisinden arındırıp hasar gören özsaygı ve özgüvenlerini yeniden kazanacaklar. Dünyaca ünlü bir terapist olan Susan Forward’ın Craig Buck ile birlikte yıllar süren deneyimlerine dayanarak hazırladığı Zor Bir Ailede Büyümek, günlük hayatları, anne-babalarının geçmişte sergiledikleri yıkıcı davranışların etkisinde, hatta kontrolü altında olan yetişkin çocuklara yardım etmeyi amaçlıyor.