Sonbahar Kitap İndir

Sonbahar
“Özcan Alper’in Sonbahar’ı gerek anlatısal gerek görsel yönden bütün yalınlığına rağmen katman katman açılabilen bir film. O ‘ölüm ve aşka dair bir film’ olarak tanımlıyor Sonbahar’ı, bütün alçakgönüllülüğüyle. Sonbahar hem Çehovyen bir drama hem doksanlı yılların kayıp kuşağına yakılan bir ağıt…” Alin Taşçıyan “Şimdi de Özcan Alper’in Sonbahar’ında Yusuf susuyor. Ölüm orucuna yattığı hücresinden çıktıktan sonra her tarafın hücreye dönmüş olduğunu görmenin mutsuzluğuyla, ‘Sosyalizm uğruna onca yıl hapis mi yattın, yazık sana’ diyen bir Gürcü kızının hayal kırıklığıyla, bir söz orucuna yatıyor bu kez de… Bir tek ırmaklara haykırıyor isyanını; ki o da yankı vermiyor. 80’lerle başlayan ölümcül sessizliğin, sinemadaki sedası bu suskunluk…” Can Dündar   “Sonbahar, genç bir yönetmenin ilk filmi. Şaşırtıcı yanı, bu kadar pişmiş, bu kadar bütünlüklü bir sinema diline sahip olmasının yanı sıra yaratıcısının imzasını daha şimdiden tanınır kılan şiiri.” Yıldırım Türker   Kitapta filmin senaryosunun yanı sıra yönetmenle yapılmış iki söyleşi, film üzerine yazılmış yazılar ve ayrıntılı bir kaynakça da yer alıyor.

Çözülmeler & 12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar Kitap İndir

Çözülmeler & 12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar
Askeri darbelerin hedefi olmuş insanlardan ikisi:
Nihal ve Uğur.. İnançları nedeniyle benimseyemedikleri
“gerçekler”tarafından sürüklenirler.
Ve kurtulmak için birbirlerine tutunurlar.
Gerçekten kurtulacaklar mı?
Yoksa çırpınarak dibe mi çökecekler?
Geçmişimiz mi belirleyecek ilişkilerimizi?
Geçmişimiz bir yük mü? Ve cılız omuzlarımız
taşıyabilir mi bu yükü ya da taşımalı mı?
İki insanın birbirini sevmesi
nasıl olur da
bizzat o iki insan için de suç
demek olur?
Çözüm, Uğur ve Nihal’in
birbirlerinden vazgeçip
daha büyük bir yenilgiyi kabul etmeleri midir?

Çözülmeler & 12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar Kitap İndir

Çözülmeler & 12 Eylül’ün Savurduğu İnsanlar
Askeri darbelerin hedefi olmuş insanlardan ikisi:
Nihal ve Uğur.. İnançları nedeniyle benimseyemedikleri
“gerçekler”tarafından sürüklenirler.
Ve kurtulmak için birbirlerine tutunurlar.
Gerçekten kurtulacaklar mı?
Yoksa çırpınarak dibe mi çökecekler?
Geçmişimiz mi belirleyecek ilişkilerimizi?
Geçmişimiz bir yük mü? Ve cılız omuzlarımız
taşıyabilir mi bu yükü ya da taşımalı mı?
İki insanın birbirini sevmesi
nasıl olur da
bizzat o iki insan için de suç
demek olur?
Çözüm, Uğur ve Nihal’in
birbirlerinden vazgeçip
daha büyük bir yenilgiyi kabul etmeleri midir?

Belgeselci & Bir Mücadele Öyküsü Kitap İndir

Belgeselci & Bir Mücadele Öyküsü
Bir Mücadele Öyküsü
Dünyanın uzak bir köşesinde bir çocuk belgeselcilerin dünyası ile karşılaşıyor. O andan itibaren hayatının amacı eline tesadüfen geçen renkli ve İngilizce dilinde basılmış olan o coğrafya dergisine abone olmak oluyor. Üzerine ölü toprağı serpilmiş olan bu kasabadan geleceğin dünya çapında bir belgeselcisi çıkacak. Bu öykü o çocuğun kader döngüsünü ve mücadelesini anlatmaktadır. İlham verici bir öykü.
Bu senaryonun yazılma amacı, ilk filmini çekmek isteyen yönetmenlere kolaylık olsun diye…Akıcı ve sakin bir hikayesi var. Duygu ve atmosfer yoğunluklu. Oyuncu sayısı az. Mizansen fazla gerekmiyor. Film oyunculuk, duygu ve atmosfer ile hikayenin akıcılığı üzerine konumlandırılmış durumda…
Küçük bir yol üstü kasabada yaşamakta olan 11 yaşlarında ki bir meraklı çocuğun,National Geographic isimli İngilizce, belgesel dergisini bir yol üstü lokantanın masasında bulması ile başlar. O andan itibaren, belgesele heyecan duyar. Öykü, çocuğun, dergiye abone olma hikayesidir. para kazanmaya çalışması, İngilizce öğrenmeye çalışmasının dingin hikayesidir. 1970li yılları anlatan bir filmdir…hayatın durgun ve zor olduğu dönemlerdir…güzel bir hikaye..ağlatan türden….

Belgeselci & Bir Mücadele Öyküsü Kitap İndir

Belgeselci & Bir Mücadele Öyküsü
Bir Mücadele Öyküsü
Dünyanın uzak bir köşesinde bir çocuk belgeselcilerin dünyası ile karşılaşıyor. O andan itibaren hayatının amacı eline tesadüfen geçen renkli ve İngilizce dilinde basılmış olan o coğrafya dergisine abone olmak oluyor. Üzerine ölü toprağı serpilmiş olan bu kasabadan geleceğin dünya çapında bir belgeselcisi çıkacak. Bu öykü o çocuğun kader döngüsünü ve mücadelesini anlatmaktadır. İlham verici bir öykü.
Bu senaryonun yazılma amacı, ilk filmini çekmek isteyen yönetmenlere kolaylık olsun diye…Akıcı ve sakin bir hikayesi var. Duygu ve atmosfer yoğunluklu. Oyuncu sayısı az. Mizansen fazla gerekmiyor. Film oyunculuk, duygu ve atmosfer ile hikayenin akıcılığı üzerine konumlandırılmış durumda…
Küçük bir yol üstü kasabada yaşamakta olan 11 yaşlarında ki bir meraklı çocuğun,National Geographic isimli İngilizce, belgesel dergisini bir yol üstü lokantanın masasında bulması ile başlar. O andan itibaren, belgesele heyecan duyar. Öykü, çocuğun, dergiye abone olma hikayesidir. para kazanmaya çalışması, İngilizce öğrenmeye çalışmasının dingin hikayesidir. 1970li yılları anlatan bir filmdir…hayatın durgun ve zor olduğu dönemlerdir…güzel bir hikaye..ağlatan türden….

Dizi Yazmak İstiyorum & Senaryo Yazmak İsteyenlerin El Kitabı Kitap İndir

Dizi Yazmak İstiyorum & Senaryo Yazmak İsteyenlerin El Kitabı
Mahallenin Muhtarları dizisi Maltepe’deki Beşçeşmeler meydanında çekiliyordu. O zamanlar o küçük meydan içkili restoranlar ve birahaneler ile doluydu. Ben de o sıralar Olacak O Kadar, Zeki Metince, Durum Bundan İbaret gibi skeçlerden oluşan programlar yazıyordum. Her gün onlarca skeç bulmam gerekiyordu.Genellikle de Beşçeşmeler’de ki birahanelerden birine gider orada etrafı ve insanları izleyerek skeç bulmaya çalışırdım.
Bir keresinde karşıma biri oturdu. Oldukça sarhoştu. Sarhoş muhabbetini hiç sevmediğim için benimle sohbete başlamadan kalkmaya çalıştım ama başaramadım. Hemen “nerelisin hemşerim” diye girdi muhabbete. Yakalanmıştım artık, bir iki bira da onunla içmek zorundaydım. Mevcut her türlü gereksiz ve abuk mevzuyu geçtikten sonra adam “ne iş yapıyon sen abi?” dedi. Yazar olduğumu anlatmaya çalıştım. Belli ki adama yabancı bir iş kolu idi bu. Ne kadar kazandığımı sordu, ben de kazandığımın dörtte birini filan söyledim ki kendi kazancı ona çok az görünmesin. Rakkamı duyunca adam şaşırdı, yüzüme baktı ve ağzından o müthiş laf çıktı “vay beee iyi para valla, ben de yazayım be abi”…
Bu karşılaştığım benzer durumlardan sadece biri. 20 yılı aşkın yazarlık hayatımda en sık duyduğum sözlerden biridir “ben de yazayım be abi”… Zaten bizim milletimiz bir siyasetten, bir futboldan bir de yazarlıktan anlar. Her genç illaki bir miktar şiir yazmıştır, herkesin hayatı romandır. “Abi ben hayatımı anlatayım sana valla on tane dizi çıkar ha”..
Bunları hep yaşıyorum ama son bir olay bu kitabı yazmama neden oldu. Bir adam büromu aradı ve çok muhteşem bir senaryo yazdığını, bana okutup fikrimi almak istediğini söyledi. O kadar ısrarlı ve istekli idi ki kıramadım ve davet ettim. Ertesi gün gelince gözlerime inanamadım, adam 70 yaşında bir emekli idi, zorlukla yürüyordu. Elleri titriyordu ve eski bir fıkrayı titrek el yazısı ile bir kağıda yazmıştı senaryo diye.
O gün bu kitaba başladım. Belki sizin çevrenizde de ben illa yazacağım diyenler vardır, bu kitabı onlara hediye edersiniz. Hiç olmasın nasıl yazılacağı hakkında fikirleri olur.

Dizi Yazmak İstiyorum & Senaryo Yazmak İsteyenlerin El Kitabı Kitap İndir

Dizi Yazmak İstiyorum & Senaryo Yazmak İsteyenlerin El Kitabı
Mahallenin Muhtarları dizisi Maltepe’deki Beşçeşmeler meydanında çekiliyordu. O zamanlar o küçük meydan içkili restoranlar ve birahaneler ile doluydu. Ben de o sıralar Olacak O Kadar, Zeki Metince, Durum Bundan İbaret gibi skeçlerden oluşan programlar yazıyordum. Her gün onlarca skeç bulmam gerekiyordu.Genellikle de Beşçeşmeler’de ki birahanelerden birine gider orada etrafı ve insanları izleyerek skeç bulmaya çalışırdım.
Bir keresinde karşıma biri oturdu. Oldukça sarhoştu. Sarhoş muhabbetini hiç sevmediğim için benimle sohbete başlamadan kalkmaya çalıştım ama başaramadım. Hemen “nerelisin hemşerim” diye girdi muhabbete. Yakalanmıştım artık, bir iki bira da onunla içmek zorundaydım. Mevcut her türlü gereksiz ve abuk mevzuyu geçtikten sonra adam “ne iş yapıyon sen abi?” dedi. Yazar olduğumu anlatmaya çalıştım. Belli ki adama yabancı bir iş kolu idi bu. Ne kadar kazandığımı sordu, ben de kazandığımın dörtte birini filan söyledim ki kendi kazancı ona çok az görünmesin. Rakkamı duyunca adam şaşırdı, yüzüme baktı ve ağzından o müthiş laf çıktı “vay beee iyi para valla, ben de yazayım be abi”…
Bu karşılaştığım benzer durumlardan sadece biri. 20 yılı aşkın yazarlık hayatımda en sık duyduğum sözlerden biridir “ben de yazayım be abi”… Zaten bizim milletimiz bir siyasetten, bir futboldan bir de yazarlıktan anlar. Her genç illaki bir miktar şiir yazmıştır, herkesin hayatı romandır. “Abi ben hayatımı anlatayım sana valla on tane dizi çıkar ha”..
Bunları hep yaşıyorum ama son bir olay bu kitabı yazmama neden oldu. Bir adam büromu aradı ve çok muhteşem bir senaryo yazdığını, bana okutup fikrimi almak istediğini söyledi. O kadar ısrarlı ve istekli idi ki kıramadım ve davet ettim. Ertesi gün gelince gözlerime inanamadım, adam 70 yaşında bir emekli idi, zorlukla yürüyordu. Elleri titriyordu ve eski bir fıkrayı titrek el yazısı ile bir kağıda yazmıştı senaryo diye.
O gün bu kitaba başladım. Belki sizin çevrenizde de ben illa yazacağım diyenler vardır, bu kitabı onlara hediye edersiniz. Hiç olmasın nasıl yazılacağı hakkında fikirleri olur.

Dizi Yazmak İstiyorum & Senaryo Yazmak İsteyenlerin El Kitabı Kitap İndir

Dizi Yazmak İstiyorum & Senaryo Yazmak İsteyenlerin El Kitabı
Mahallenin Muhtarları dizisi Maltepe’deki Beşçeşmeler meydanında çekiliyordu. O zamanlar o küçük meydan içkili restoranlar ve birahaneler ile doluydu. Ben de o sıralar Olacak O Kadar, Zeki Metince, Durum Bundan İbaret gibi skeçlerden oluşan programlar yazıyordum. Her gün onlarca skeç bulmam gerekiyordu.Genellikle de Beşçeşmeler’de ki birahanelerden birine gider orada etrafı ve insanları izleyerek skeç bulmaya çalışırdım.
Bir keresinde karşıma biri oturdu. Oldukça sarhoştu. Sarhoş muhabbetini hiç sevmediğim için benimle sohbete başlamadan kalkmaya çalıştım ama başaramadım. Hemen “nerelisin hemşerim” diye girdi muhabbete. Yakalanmıştım artık, bir iki bira da onunla içmek zorundaydım. Mevcut her türlü gereksiz ve abuk mevzuyu geçtikten sonra adam “ne iş yapıyon sen abi?” dedi. Yazar olduğumu anlatmaya çalıştım. Belli ki adama yabancı bir iş kolu idi bu. Ne kadar kazandığımı sordu, ben de kazandığımın dörtte birini filan söyledim ki kendi kazancı ona çok az görünmesin. Rakkamı duyunca adam şaşırdı, yüzüme baktı ve ağzından o müthiş laf çıktı “vay beee iyi para valla, ben de yazayım be abi”…
Bu karşılaştığım benzer durumlardan sadece biri. 20 yılı aşkın yazarlık hayatımda en sık duyduğum sözlerden biridir “ben de yazayım be abi”… Zaten bizim milletimiz bir siyasetten, bir futboldan bir de yazarlıktan anlar. Her genç illaki bir miktar şiir yazmıştır, herkesin hayatı romandır. “Abi ben hayatımı anlatayım sana valla on tane dizi çıkar ha”..
Bunları hep yaşıyorum ama son bir olay bu kitabı yazmama neden oldu. Bir adam büromu aradı ve çok muhteşem bir senaryo yazdığını, bana okutup fikrimi almak istediğini söyledi. O kadar ısrarlı ve istekli idi ki kıramadım ve davet ettim. Ertesi gün gelince gözlerime inanamadım, adam 70 yaşında bir emekli idi, zorlukla yürüyordu. Elleri titriyordu ve eski bir fıkrayı titrek el yazısı ile bir kağıda yazmıştı senaryo diye.
O gün bu kitaba başladım. Belki sizin çevrenizde de ben illa yazacağım diyenler vardır, bu kitabı onlara hediye edersiniz. Hiç olmasın nasıl yazılacağı hakkında fikirleri olur.

Kör Dövüşü / Gölge Oyunları 1 Kitap İndir

Kör Dövüşü / Gölge Oyunları 1
Adnan’ın Aydın’ın bir köyünde başlayan hikayesi, İstanbul’da büyük bir hukuk bürosunda devam etmektedir. Bu olağan görünen hikayeye, İstanbul boğazından geçerek Suriye’ye giden silah yüklü bir gemi, ABD ve Rus istihbaratı ve yer altı dünyasının, gizli tarikatların iç içe geçtiği heyecan dolu olaylar eklenir. Uluslararası bir hesaplaşmanın tam ortasında kendisini bulur Adnan ve ailesi. Onca serüvenin arasında, aşk da kendisine yer bulacak. İnsanın nefes aldığı her yerde aşk vardır. Bu aşk bir insana, paraya ya da güce yönelmiş olsa da aşktır. En tehlikeli aşk güce ve iktidara duyulan aşktır. Hayatın ve aşkın kanunlarının zorlandığı bir hikaye sizi bekliyor. Nefesinizi tutup okumaya başlayın, filmi izlemiş olacaksınız.

Esther Kyra Kitap İndir

Esther Kyra
Tarihle hesaplaşmanın sıkça dile getirildiği bir dönemden geçiyoruz. Ama size de bir şey eksik gelmiyor mu? – Edebiyat. Tarihle hesaplaşmanın en serbest ve insanı düşündürüp değiştirerek yapıldığı alanın yaratıcılık olduğunu düşünüyorsanız o zaman bu talebinize İzzet Yasar’dan daha iyi kim cevap verebilir? Safiye Sultan’ın saraya bir limuzinle gidip gelen tefecisi Esther Kyra sizi Osmanlı’nın sert gerçekleriyle tanıştırıyor. Mevlânâ özel bir üniversitede bilim felsefesi dersleri verirken kadın Şems onu baştan çıkarıyor. Türkiye’nin yine olağanüstü bir döneminde, işkenceci Polis Edip düğümü annesinin koynunda çözüyor. Öykümüzün yaramaz çocuğu şair İzzet Yasar’dan anlatı özellikleri taşıyan, kara mizahıyla okuma zevki veren, üç kışkırtıcı senaryo.