Masonların 101 Sırrı & Dünyanın En Gizemli Topluluğunun Arkasındaki Gerçekler Kitap İndir

Masonların 101 Sırrı & Dünyanın En Gizemli Topluluğunun Arkasındaki Gerçekler
Bu eğlenceli ve bilgilendirici kitap, genel okuyucu kitlesine Hür Masonlar ile öğrenmek istedikleri ilgili bütün gerçekleri sunuyor. Barb Karg, ilk olarak duvar ustalarından oluşan ve “Zanaatkârlar” olarak anılan Masonların varoluş geleneğini kuşbakışı açıdan ele almış ve etkileyici bir dizi temel bilginin yanı sıra onlar hakkında ortaya atılan bir takım ilgi çekici iddiaları da, canlı ve neşeli bir tavırla, tek bir cilt altında bir araya getirmiştir. Gizlilik ilkesi, çıraklık ve Masonluğun “üç derecesi” gibi konulara açıklık getiren bu kitap, tam da Masonların üyeliğe kabul törenleri ile ilgilenen ve bu konuda kafası karışmış olanların ihtiyacı olan kılavuzdur. Hür Masonluğun tarihi hakkında detaylı bilgi almak isteyenler için de Hür Masonluğun kökenlerinin ardındaki gerçekler de bu kitapta sunulmuştur. Tapınak Şövalyeleri ve bunun dışındaki bazı Eski topluluklar ile kurulabilecek muhtemel bağlar adil ve objektif bir yaklaşımla ele alınmıştır ve Hür Masonluk hakkında pek bilinmeyen gerçekleri sunmasıyla kitabın çekiciliği artar. Amerika’da Hür Masonluğun gelişimine katkıda bulunmuş Benjamin Franklin, George Washington ve daha sekiz başkanın da aralarında bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri’nin özellikle ilk zamanlarının seçkin ve takdir toplayan kişiliklerinin üzerinde ayrıca durulmuştur. Kitapta mercek altına alınmış, sıra dışı bir kariyere sahip bir başka seçkin Mason da ayrımcılık üzerine öğretileri ile tanınan Albert Pike’tır. Aralarında başta Loca’nın sözde “sırları”, on dokuzuncu yüzyılda William Morgan’ın kaçırılması ve Rosslyn Şapeli’nin gizemi olmak üzere Hür Masonların çevresinde gelişen skandallarla ilgilenenler de bu kitap tarafından hayal kırıklığına uğratılmayacaklardır.

İlerici Kadınlar Derneği (1975-1980) & Kırmızı Çatkılı Kadınlar’ın Tarihi Kitap İndir

İlerici Kadınlar Derneği (1975-1980) & Kırmızı Çatkılı Kadınlar’ın Tarihi
“Güvenlik için o sıralarda pek çok insanın yaptığı gibi İKD’ye ait bu belgeleri imha etmek yolu denenebilirdi. Ama bu yol seçilmedi. Bütün bu evraklar şehir merkezinde, Nişantaşı’nda bir evde bulunuyordu. Güvenli yer, Ayşe’nin anne ve babasının İstanbul dışında Tuzla’da oturdukları bahçeli bir evdi.

Önce yaşlı anne ve babanın izni alındı. O dönem pek çok anne ve baba gibi onlar da bu riski göze aldılar. Sorun şimdi şehrin göbeğinden bu evrakları, askerlerin sık sık arama yaptıkları, sıkıyönetim altındaki bu şehirde Nişantaşı’ndan yaklaşık 30 km. uzağa taşımaktı. İçi tıka basa evrak ve dergi dolu en az 20 büyük kutuyu apartmandan bile dışarıya çıkarmak tehlikeliydi. O zaman, içlerinden birinin sözüm ona evden taşınmasına ve ev eşyası yüklü kolilerin içine bu evrakların yerleştirilmesinin en iyi yol olacağı düşünüldü. Kuşkusuz sıkı bir aramada belgeler bulunurdu, ama görünüşü kurtarmak üzere ev eşyası taşıyacak bir kamyonet kiralandı. Ve Ayşe, kamyonla birlikte eşyaları! anne ve babasının evine götürdü ve yerleştirdi.

Aradan yıllar geçti. Evin bodrumunu su bastı, evrakların bir bölümü hasar gördü. Bahçeli ev yıkılıp yerine apartman yapıldı ve evraklar bu sefer o apartmanın bodrumuna taşındı.”

Bugünden bakınca, bu belgeleri korumak için girdiğimiz çabanın nedeni aslında kendi tarihimizi korumaktı. Bu belgelerin varlığı, her şeyden önce geçmiş bir deneyimi daha iyi değerlendirmeye ve kadın hareketinin geçmişinin bir parçası olan İKD’nin tarihinin unutulmamasına katkıda bulunmaktı. Sonuçta 40 yıl sonra bu hayalimizi gerçekleştirmiş bulunuyoruz.

Sanıyoruz ki bu kitap, kadın tarihi çalışmalarına gerçekten değerli bir katkı sağlayacak ve aynı zamanda bu tarihi yaratan binlerce İKD üyesi kırmızı çatkılı kadını onurlandıracaktır.

İlerici Kadınlar Derneği (1975-1980) & Kırmızı Çatkılı Kadınlar’ın Tarihi Kitap İndir

İlerici Kadınlar Derneği (1975-1980) & Kırmızı Çatkılı Kadınlar’ın Tarihi
“Güvenlik için o sıralarda pek çok insanın yaptığı gibi İKD’ye ait bu belgeleri imha etmek yolu denenebilirdi. Ama bu yol seçilmedi. Bütün bu evraklar şehir merkezinde, Nişantaşı’nda bir evde bulunuyordu. Güvenli yer, Ayşe’nin anne ve babasının İstanbul dışında Tuzla’da oturdukları bahçeli bir evdi.

Önce yaşlı anne ve babanın izni alındı. O dönem pek çok anne ve baba gibi onlar da bu riski göze aldılar. Sorun şimdi şehrin göbeğinden bu evrakları, askerlerin sık sık arama yaptıkları, sıkıyönetim altındaki bu şehirde Nişantaşı’ndan yaklaşık 30 km. uzağa taşımaktı. İçi tıka basa evrak ve dergi dolu en az 20 büyük kutuyu apartmandan bile dışarıya çıkarmak tehlikeliydi. O zaman, içlerinden birinin sözüm ona evden taşınmasına ve ev eşyası yüklü kolilerin içine bu evrakların yerleştirilmesinin en iyi yol olacağı düşünüldü. Kuşkusuz sıkı bir aramada belgeler bulunurdu, ama görünüşü kurtarmak üzere ev eşyası taşıyacak bir kamyonet kiralandı. Ve Ayşe, kamyonla birlikte eşyaları! anne ve babasının evine götürdü ve yerleştirdi.

Aradan yıllar geçti. Evin bodrumunu su bastı, evrakların bir bölümü hasar gördü. Bahçeli ev yıkılıp yerine apartman yapıldı ve evraklar bu sefer o apartmanın bodrumuna taşındı.”

Bugünden bakınca, bu belgeleri korumak için girdiğimiz çabanın nedeni aslında kendi tarihimizi korumaktı. Bu belgelerin varlığı, her şeyden önce geçmiş bir deneyimi daha iyi değerlendirmeye ve kadın hareketinin geçmişinin bir parçası olan İKD’nin tarihinin unutulmamasına katkıda bulunmaktı. Sonuçta 40 yıl sonra bu hayalimizi gerçekleştirmiş bulunuyoruz.

Sanıyoruz ki bu kitap, kadın tarihi çalışmalarına gerçekten değerli bir katkı sağlayacak ve aynı zamanda bu tarihi yaratan binlerce İKD üyesi kırmızı çatkılı kadını onurlandıracaktır.

Ergenekon & Devlet İçinde Devlet Kitap İndir

Ergenekon & Devlet İçinde Devlet
1996 Kasımı’ndaki Susurluk kazasının ardından başlayan süreçle, kapkaranlık koca bir tarihin sayfaları aralanmaya başladı. Zira toplumda büyük travma yaratmış cinayetler ve cinayet girişimleri, 12 Eylül öncesindeki provokasyonlar, Güneydoğu’daki yargısız infazlar ve daha birçok yasadışı faaliyetin ardında gizli bir örgütün olduğu ortaya çıkmış; örgüt yavaş yavaş deşifre olmaya başlamıştı.
Eldeki ipuçlarından ve tanıklıklardan yola çıkarak, “devlet içinde devlet” yapılanmasını, hem de “Ergenekon” adıyla, ilk kez bu kitapta gözler önüne sermiş olan Can Dündar ve Celal Kazdağlı, on yıl sonra aynı ismin, Cumhuriyet tarihinin belki de en önemli ve en çok tartışılacak davasına verildiğine tanık oldu. Ne var ki, 2007 Haziranı’nda başlayan dava süreci, başta büyük umutlar yaratsa da, zamanla siyasi bir mahiyete bürünerek başka soruları da beraberinde getirecekti.
Elinizdeki kitap, yetmiş yıllık geçmişi olan bu karanlık yapılanmanın temel taşlarını tespit etmeyi amaçlıyor. Ergenekon, NATO bünyesinde Amerika’nın inisiyatifinde kurulmuş bir örgüt mü? Tüm Avrupa’da tasfiye edilen bu yapılanma, neden Türkiye’deki varlığını devam ettirebildi? Söz konusu örgüt sadece emniyetçiler ve paşalardan mı oluşuyor, yoksa bünyesinde profesörler, gazeteciler ve işadamları da mı var?
Can Dündar ve Celal Kazdağlı, bu gibi kilit sorulara cevap aramakla kalmıyor yanı sıra, Uğur Mumcu suikastından Mehmet Ağar’ın önlenemeyen yükselişine, Özal’ın kuşkulu ölümünden Çiller’in özel istihbarat bürosuna kadar pek çok ilginç dosyayı yeniden gündeme getiriyor.
Oldum olası elimizi kolumuzu bağlayan “unutkanlık” virüsüne karşı hatırlamak, unutmamak, unutturmamak ve gerçeklerin üzerine gidebilmek için…

Kitabın bu yeni baskısına, Can Dündar ve Celal Kazdağlı’nın 2012 tarihli “Ergenekon Davası” duruşma tutanakları eklenmiştir.

Avrupa Birliği Sürecinde Dini Kurumlar ve Din Eğitimi Kitap İndir

Avrupa Birliği Sürecinde Dini Kurumlar ve Din Eğitimi
Ülkemizde ilk defa olmak üzere 17-19 Kasım 2006 tarihlerinde İSAV tarafından “Avrupa Birliği Sürecinde Dinî Kurumlar ve Din Eğitimi” konulu Milletlerarası Tartışmalı İlmî Toplantı gerçekleştirilmiştir. Bu toplantıda Avrupa Birliği ülkelerindeki mevcut dinî kurumlar ile bunların hukukî ve malî statülerinin, dinî eğitim ve öğretim faaliyetlerinin genel eğitimle ilişkisinin ve farklı dinlere mensup kişilerin söz konusu hakları kullanma şartları ele alınmıştır. Toplantıya Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya gibi ülkelerin bilim adamlarının katılımı sağlanmıştır. Bu ülkelerin akademisyenleri tarafından kendi ülkelerindeki dinî kurumlar ve din eğitimi konusunda bilgiler verilmiş ve mevcut uygulamalar ele alınmış, bilim adamlarının gözüyle gerek Batı toplumlarında, gerekse ülkemizdeki din eğitimi ve dinî kurumların durumu değerlendirilmiştir. Ayrıca ülkemizden toplantıya katılan akademisyenler de Türkiye’deki dinî kurum ile örgün ve yaygın din eğitimi konusundaki araştırma ve incelemelerini takdim etmişlerdir. Üç gün süren bu ilmî toplantıda Avrupa Birliği üyesi ülkeler ile ülkemizdeki dinî kurumların yeri/yapılanması ve din eğitimi uygulamaları tartışılmıştır.