Almanya’daki Türk Kuruluşları & Yeni Vatanda Dini ve İdeolojik Yapılanma Kitap İndir

Almanya’daki Türk Kuruluşları & Yeni Vatanda Dini ve İdeolojik Yapılanma
Göç geriye dönmez. Türkler, bin yılı aşkın süredir batıya göçüyor. Bu göç serüveninin son büyük halkası 1961’de başlayan Almanya’ya işgücü göçü. Kısa süreliğine gurbete giden ilk işçiler, yabanı vatan ettiler. Aile birleşimiyle yanlarına aldıkları çocuklarından sonra, şimdi torunlarını da yeni vatanda büyütüyorlar.

İşgücü göçünün başlamasının üzerinden tam 50 yıl geçti. Almanya Türkleri , 2 binden fazlası cami derneği olmak üzere binlerce dernek kurarak yeni hayat alanlarına her yönüyle nüfuz etmeye başladılar. 2,5 milyonu aşan nüfuslarıyla artık toplam yabancıların üçte birini, Müslümanların ise üçte ikisini oluşturuyorlar.

Almanya Türkleri, sosyal iblimciler için çok mümbit bir saha. Konuyla ilgili akademik çevreler ve resmi kurumlar tarafından her yıl sayısız saha araştırması yapılıyor ve onlarca kitap yayımlanıyor. Ancak, doğrudan dini ve siyasi yapılanmaları ele alan özgün bir çalışma bulunmuyor.

Bu kitap, Türkiye kökenlilerin ortaya çıkardıkları sivil yapılanmaların kronolojik gelişimini ayrıntılı biçimde inceliyor. Diyanet, Milli Görüş, Süleyman Efendi Cemaati, Ülkücüler ve aleviler gibi temsil gücü yüksek sekiz cemaat ve kuruluşu farklı yönleriyle ele alıyor.

Almanya’daki Türk Kuruluşları & Yeni Vatanda Dini ve İdeolojik Yapılanma Kitap İndir

Almanya’daki Türk Kuruluşları & Yeni Vatanda Dini ve İdeolojik Yapılanma
Göç geriye dönmez. Türkler, bin yılı aşkın süredir batıya göçüyor. Bu göç serüveninin son büyük halkası 1961’de başlayan Almanya’ya işgücü göçü. Kısa süreliğine gurbete giden ilk işçiler, yabanı vatan ettiler. Aile birleşimiyle yanlarına aldıkları çocuklarından sonra, şimdi torunlarını da yeni vatanda büyütüyorlar.

İşgücü göçünün başlamasının üzerinden tam 50 yıl geçti. Almanya Türkleri , 2 binden fazlası cami derneği olmak üzere binlerce dernek kurarak yeni hayat alanlarına her yönüyle nüfuz etmeye başladılar. 2,5 milyonu aşan nüfuslarıyla artık toplam yabancıların üçte birini, Müslümanların ise üçte ikisini oluşturuyorlar.

Almanya Türkleri, sosyal iblimciler için çok mümbit bir saha. Konuyla ilgili akademik çevreler ve resmi kurumlar tarafından her yıl sayısız saha araştırması yapılıyor ve onlarca kitap yayımlanıyor. Ancak, doğrudan dini ve siyasi yapılanmaları ele alan özgün bir çalışma bulunmuyor.

Bu kitap, Türkiye kökenlilerin ortaya çıkardıkları sivil yapılanmaların kronolojik gelişimini ayrıntılı biçimde inceliyor. Diyanet, Milli Görüş, Süleyman Efendi Cemaati, Ülkücüler ve aleviler gibi temsil gücü yüksek sekiz cemaat ve kuruluşu farklı yönleriyle ele alıyor.

İnsan Çevre Toplum Kitap İndir

İnsan Çevre Toplum
Günümüzde, “sorumluluk” kavramının özünde, tüzel öğelerden etik öğelere doğru bir kayma olduğu gözleniyor. Bu değişmenin en çarpıcı örneklerine çevre sorunları alanında rastlıyoruz. Duyarsızlıktan saldırganlığa kadar uzanan geniş bir davranış yelpazesi içinde değişen insan etkinliklerinin sonucu olarak, kent ve çevre değerleri bütün dünyada yok olup gitme tehlikesiyle karşı karşıya gelmiş durumda. Çarpık, sağlıksız ve düzensiz kentleşmeye yön veren bencil davranışların faturası tümüyle insanlığın omuzlarına yükleniyor. Sorumsuz bireyle toplum, kısaca, insanla insanlık karşı karşıya gelmiş bulunuyor. İşte; İnsan Çevre Toplum başlıklı bu yapıtta yer alan yazılarda, yurt içinde ve dışında ün yapmış kalemler, çevre değerleri yönünden, bugünün ve yarının kuşakları karşısındaki toplumsal sorumluluğumuzun kaynaklarını yetkiyle inceliyorlar.

Hruşçov’un Yalanları & SBKB (B) XX. Kongresinde Yapılan Suçlamalar Hakkında Kitap İndir

Hruşçov’un Yalanları & SBKB (B) XX. Kongresinde Yapılan Suçlamalar Hakkında
SBKP(B) Genel Sekreteri N. S. Hruşçov’un (Kruşçev), Partinin Şubat 1956’da toplanan XX. Kongresindeki bir gizli oturumunda yaptığı konuşma, tüm dünyada dikkatleri üzerine çekti. Hruşçov, yaptığı bu uzun konuşmada, partinin önceki lideri Josef Stalin’in adı etrafında bir kişi kültü, bir çeşit putlaştırma oluşturulduğunu, Stalin’in hak etmediği şekilde yüceltildiğini, devleti ve partiyi tek başına ve keyfi şekilde yönettiğini, çok sayıda adanmış sosyalisti “halk düşmanı” ilan ederek ortadan kaldırdığını dile getiriyordu. Dünya sosyalist çevrelerinde şaşkınlıkla karşılanan konuşmayı Batılı çevreler “tarihsel bir olay” olarak karşılamıştı. Örneğin Londra’da yayınlanan The Telegraph gazetesi, raporu “XX. Yüzyılın en etkili konuşması” olarak tanımlamıştı.
ABD New York’taki Montclair State University öğretim üyesi Prof. Grover Furr, bu kitapta Hruşçov’un bu konuşmalardaki iddialarını tek etek ele alıp yorumluyor, Hruşçov’un iddialarının çoğunda açıkça yalan söylediğini sergiliyor ve şu soruya ulaşıyor: XX. yüzyılın (belki de tüm zamanların!) en etkili konuşması yoksa bir kandırmacanın mı ürünüydü? Bugüne kadar açılmış Sovyet arşivlerini de ayrıntılı olarak tarayan Furr, Türkiyeli okurların haberdar olmadığı pek çok belgeye başvuruyor. Lenin’in “vasiyeti”nden, 1938 yargılamalarına, II. Dünya Savaşı’ndan parti organlarının tutanaklarına kadar çok sayıda olguyu detaylı olarak inceleyen Furr, kitabında Hruşçov’un anılan konuşmasının tam metni ile başka bir çok belgeye de yer veriyor.

Alman Sosyoloji Geleneği Kitap İndir

Alman Sosyoloji Geleneği
Bu kitap Alman sosyolojisinin özgünlüğünün niteliğini ve Alman sosyologlarının eserlerinde ne şekilde tecessüm ettiğini belirlemeye çalışan bir araştırmadır. Bahsedilen özgünlüğün ortaya çıkarılması ise ancak Alman sosyolojisine yönelik bütüncül ve meta-teorik bir bakışla mümkün olabilir. Bu çalışmanın temel amacı da böyle bir bakış açısıyla Alman sosyolojisinin özgünlüğünü, Alman sosyologlarının en çok işgal ettiği üç konu, epistemoloji, toplumsal değişim ve yabancılaşma üzerinden irdelemektir.

Ölümün Toplumsal Tarihi Kitap İndir

Ölümün Toplumsal Tarihi
Bu zamana kadar ölümle ilgili sahip olduğumuz bilgi ve deneyimler, yaşamın sonundaki ölüm ve toplumsal sorumlulukla ilgili eski görüşler tarafından şekillendirilmiştir. İşte bu kitap, insanın ölümünü konu alan beşeri ve klinik bilimler yazınının geniş bir incelemesidir. Kitabın yaklaşımı, konuyu tarihi, tıbbi ve küresel bağlam içinde ele almaktır. Kitapta, ölüm, öbür dünyaya yolculuk olarak tanımlanan kökeninden, yerleşik toplumlardaki “iyi ölüm” veya “iyi yönetilmiş” ölüm olgularına kadar incelenerek,
açıklanıyor. Allan Kellehear okuru, ölümün öbür dünyaya yapılan bir yolculuk olarak görüldüğü Taş Devri’nden başlayıp günümüz Kozmopolit Çağ’ında, huzurevlerinde gerçekleşen ölümlere kadar süren bir keşif yolculuğuna çıkarıyor.

Sosyoloji Yazıları & Çatışma Kültüründen Uzlaşma Kültürüne Kitap İndir

Sosyoloji Yazıları & Çatışma Kültüründen Uzlaşma Kültürüne
Disraeli’ye göre dünyada iki türlü insan vardır:
“Sorun çözen insan, kendisi sorun olan insan.”

“Türkiye’de güncel sorunlarla boğuşurken, temel meseleleri ve ana doğrultuyu gözden uzak tutmamak lazım. Çünkü bugünkü sıkıntılar bu ana meselelerin türevleridir. Biz, dünyanın din, etnisite ve kültür bakımından en renkli (dolayısıyla en çatışmalı), zengin sosyal coğrafyasında kurduğumuz büyük bir imparatorluktan ulus devlet yaratma sürecine, ayrıca geri kalmışlığın oluşturduğu sosyal stres ve telaşla hızla sanayileşmek, kalkınmak, demokratikleşmek yani modernleşmek sürecine girmiş bir toplumuz. Bu sosyolojik süreçler çok problemli, zor, sancılı ve uzun soluklu süreçlerdir. Cumhuriyetin başlangıç yıllarında bu süreçlerin bu kadar belalı olduğunu ve uzun süreceğini fark ettiğimizi zannetmiyorum. Ayrıca Cumhuriyeti kuran kadrolar yeni siyasal düzeni sağlamak, yerleştirmek adına, tarihsel bakımdan sosyal zemindeki, dinsel, etnik, ekonomik ve kültürel farklılıkları görmezden gelerek sadece siyasal ve yasal reformlarla bu işin başarılabileceğini düşünmüşlerdir. Halbuki ulaşılmak istenen hedef ve dava çok büyüktür; ama burada kullanılan araçlar, yöntemler çok yetersiz kalmıştır. Bugün iç ve dış dinamiklere, gelişmelere bağlı olarak toplum (bu noktada İletişim Devrimi’nin etkilerini de hesaba katmak gerekir) demokratikleştikçe, özgürlükler ve bireyleşme arttıkça tüm eski hesaplar, defterler açılmakta, halledildiğini zannettiğimiz tarihsel, etnik, dinsel meseleler su yüzüne çıkmaktadır. Bu bölgenin özelliğinden dolayı dış sorunlar da cabası. İşte bu nedenlerle toplumları anlama, kavrama, analiz etme ve açıklama çabası olarak tarif edilebilecek olan sosyolojiye, yani sosyolojik veri ve bulgulara, yorumlara çok ihtiyacımız vardır.

Sosyolojik meseleler salt hukuki, siyasal tedbirlerle, yasalarla, direktiflerle çözülemez. Ulus inşası yani sosyal ve ulusal bütünleşme öncelikle siyasal bir olgu değil, özü itibariyle ve öncelikle psikososyal ve kültürel bir olgudur.

Toplumlar acı çekerek öğrenirler. Biz de büyük acılar da çeksek, uzun zaman da geçse sosyal bütünleşmeyi, demokratikleşmeyi gerçekleştireceğiz. Ancak toplumun önüne, onu tanımadan ve onun gerçekliğine aykırı düşen dayatmalar, öneriler koymak problemleri çözmek bir yana, meseleleri tümden ağırlaştırır ve işin içinden çıkılmaz hâle getirir”.

Hruşçov’un Yalanları & SBKB (B) XX. Kongresinde Yapılan Suçlamalar Hakkında Kitap İndir

Hruşçov’un Yalanları & SBKB (B) XX. Kongresinde Yapılan Suçlamalar Hakkında
SBKP(B) Genel Sekreteri N. S. Hruşçov’un (Kruşçev), Partinin Şubat 1956’da toplanan XX. Kongresindeki bir gizli oturumunda yaptığı konuşma, tüm dünyada dikkatleri üzerine çekti. Hruşçov, yaptığı bu uzun konuşmada, partinin önceki lideri Josef Stalin’in adı etrafında bir kişi kültü, bir çeşit putlaştırma oluşturulduğunu, Stalin’in hak etmediği şekilde yüceltildiğini, devleti ve partiyi tek başına ve keyfi şekilde yönettiğini, çok sayıda adanmış sosyalisti “halk düşmanı” ilan ederek ortadan kaldırdığını dile getiriyordu. Dünya sosyalist çevrelerinde şaşkınlıkla karşılanan konuşmayı Batılı çevreler “tarihsel bir olay” olarak karşılamıştı. Örneğin Londra’da yayınlanan The Telegraph gazetesi, raporu “XX. Yüzyılın en etkili konuşması” olarak tanımlamıştı.
ABD New York’taki Montclair State University öğretim üyesi Prof. Grover Furr, bu kitapta Hruşçov’un bu konuşmalardaki iddialarını tek etek ele alıp yorumluyor, Hruşçov’un iddialarının çoğunda açıkça yalan söylediğini sergiliyor ve şu soruya ulaşıyor: XX. yüzyılın (belki de tüm zamanların!) en etkili konuşması yoksa bir kandırmacanın mı ürünüydü? Bugüne kadar açılmış Sovyet arşivlerini de ayrıntılı olarak tarayan Furr, Türkiyeli okurların haberdar olmadığı pek çok belgeye başvuruyor. Lenin’in “vasiyeti”nden, 1938 yargılamalarına, II. Dünya Savaşı’ndan parti organlarının tutanaklarına kadar çok sayıda olguyu detaylı olarak inceleyen Furr, kitabında Hruşçov’un anılan konuşmasının tam metni ile başka bir çok belgeye de yer veriyor.

Feminist Tarihin Peşinde Kitap İndir

Feminist Tarihin Peşinde
Feminist Tarihin Peşinde Joan W, Scott’un son yirmi beş yıl içinde toplummsal cinsiyet, feminist tarihyazımı, farklılık ve deneyim gibi konular bağlamında tartıştığı kavramları ve kuramları içeren bazı önemli makalelerinden oluşuyor. Yazar, kuramla siyaset arasındaki gerilimli fakat üretken ilişkiyi ustalıkla irdelerken, bu ilişkinin kendi hayatındaki yansımalarını da samimi bir dille paylaşıyor. Judith Butler’ın “zekası ve tutkusuyla zamanımızın en etkileyici feminist tarihçisi” olarak tasvir ettiği Joan W. Scott, Feminist Tarihin Peşinde’de kendi deneyimiyle “kurtarılmış bir gelecek için sabit bir plan” sunmak yerine eleştirel düşüncenin özgürleştirici gücünün altını çiziyor.

Elinizdeki bu derleme kitap ilk defa Türkçe olarak yayımlanmaktadır. Yazar Joan W. Scott ve derleyenler Fahriye Dinçer, Özlem Aslan tarafından seçilen makaleler, feminist tarih alanında önemli bir boşluğu doldurmayı hedefliyor. Bu kitap, başta Kadın Araştırmaları ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları olmak üzere, özelde tarih bölümleri ve genelde tüm sosyal bilimler alanlarında çalışmalar yürüten akademik disiplinler için oldukça önemli bir kaynak eser niteliğindedir.